Clİni KOtUie DİUİ.İU.LU1. UUiauaıı uu jv,*~ o—-~____ ——„_
ruz.) «Düşünürken ucuz gelmiyor; kelimelerle mersin haberleri düşünülmüyor çünkü, resimlerle düşünülüyor.
Sonra, resimlerin de ucuz kaynaklardan alındığı anlaşılıyor: Amerikan kaynakları daha
iyisini vermiyor. Beyaz renk de işi bozuyor. Ondan daha beter bir renk olan pembe ile
hafif ve iç bayıltıcı gölgeler vurulabiliyor ancak. Bütün milletler romantizmden bıktığı için,
bu alanda Amerikan sermayesi at koşturuyor. Onlar da, durup dururken şarkı söylüyorlar
filimlerde. Belki Almanlar, daha ciddi bir şeyler yapabilirlerdi. Onlar da mizahtan
anlamıyorlar: Kırmızı yanaklar ve hep birlikte heimat şarkıları. Rezalet! Fransızlar biraz
idare ediyorlar: Başından sonuna kadar sarkılıyorlar bizi alıştırmak için. Sofrada tuzu bile
şarkıyla istiyorlar. Piyano eşliğinde durumu kurtarıyorlar. Bizim seyirciler de, başından
sonuna kadar ıslıklıyorlar filmi. Evet, nerede kalmıştık?»
«Kapıcıkılıklısilindirşapkalüarda kalmıştık,» dedi Bilge, tabii görünmeğe çalışarak. Tanrım!
Beni dinliyor benim gibi konuşuyor. Buradan nereye gidilir?
«Evet, tam biz yarış alanına çıkıyorduk. Kimse rus escort bize aldırmıyordu. Öyle görünüyordu.
Zenginler, hiç bir şeye aldırmama, hiç bir şeyden heyecanlanmama lüksüne sahiptirler; bu
nedenle çok yaşarlar. Beyaz seyirciler içinde ancak, zenginlerin satın aldıkları ucuz ve
güzel sokak kadınlarıyla paraları bitmiş sahte silindirşapkalılar yarıştan heyecan duyarlar.
Biz, araya sıkışıp kalmıştık. Ne başrollerdeydik, ne de birgüniçintutulmuşlardandık.
Stüdyonun kantininde kızlara bira ısmarladığımız da yalandı. Bizim önümüzde ancak
zahmetli ve tekrarlı bir evlilik yolu vardı. Gündüz, çevremizde dolaşan bir sıcaklık ve gece
yatağımızda bir rahatlık ya da gündüz, çevremizde bir rahatlık ve gece yatağımızda
dolaşan bir sıcaklık uğruna bütün hayallerimizden vazgeçmemiz gerekiyordu.
«Zengin seyircilerin de ilgisini çekemiyorduk. Varlığımızı duymaz görünüyorlardı. Kimseyi
de varlıklarıyla te-
15$
diler. Bulutların yağmuru, sokakların tozu ve çarpan insanların dirseklerinin ötesindeydiler.
Kapıdan çıkarlarken üstlerine şemsiye tutuluyordu; zaten, arabaya kadar iki adımlık bir
yoldu. Bu nedenle, ince zarif pabuçlar giyebiliyorlardı. Nedense bizim ince pabuçlarımız,
hemen nasır yapıyordu ayaklarımızda; üstelik bulutların yağmuruna ve sokakların tozuna
dayanmıyordu. Bizler, birer zengin karikatürü gibi dolaşıyorduk ortalarda. (Onlar,
görünmeden dolaşıyorlardı.) Ayakkabılardan nasırlarımız, gömleklerden kıllarımız, daracık
pantalonlanmızdan mendillerimiz ve paralarımız ve cepdefterlerimiz fırlıyordu.
Ayakkabılarımızın burnu taşlara takılıyordu. Onlar, kapıdan arabaya, arabadan kapıya,
rıhtımdan motora bir rüya gibi kayarak gidiyorlardı. Sanki bir tünelin içinde, bize
görünmeden dolaşıyorlardı. Yarış alanının kenarına da acaba nereden gelmişlerdi? Kaç kat
elbiseleri vardı ki, panta-lonlannın dizleri hiç buruşmuyorlardı? (Biz içine astar
koydurduğumuz halde boru gibi olmuştu.) Terlemez miydiler/* Burunları akmaz mıydı?
Tırnaklarının içine kirler dolmaz mıydı? Konserde hiç gıcık tutmaz mıydı onları? Öksürmez
miydiler? Çok sık yıkandıkları ve her yıkanışta çamaşır ve gömlek ve hatta elbise
değiştirdikleri söyleniyordu. Peki, mesela Kirkor’un tezgâhına dayadıkları dirsekleri
yağlanmaz mıydı? Söylediğimiz bu kabil sözlere antalya escort gülüyorlardı onlar. Biz de onların bu kabil
efsanelerine aldırmıyorduk; gülüp geçiyormuş gibi yapıyorduk. Bahçede otururlarken,

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

heyecanlandı: «Aslında biz, herkesle birlikte, kendimizi de cezalandırmak istiyoruz. Bizim
yaşamaya hakkımız yok, çünkü topluma bir katkımız yok; öldürmek istiyoruz. Derler ki, bu
ülkede, büyüklerimizin yaptırdığı bir yağmada, ortalığa dökülen yaratıkları,
vatandaşlarımız ilk defa görüyorlarmış. Onlar da vatandaşlarımızı ve vatandaşlarımızın
yürüdükleri caddeleri ve vatandaşlarımızın seyrettikleri vitrinleri ve bu vitrinlerdeki
eşyaları ilk defa görmüşler. Eşyadan gözleri kamaşmış, düzgün yolda ayakları birbirine
dolaşmış. Onlara alması öğretilmediği için, parçalayabilmişler ancak; vahşetten değil,
görgüsüzlükten. Buz dolabı karları yağmış-, kumaş selleri akmış sokaklardan. Sert
kaplamalı caddeler ayaklarını acıtmış olmalı ki, sadece yeni ayakkabıları almayı akıl
edebilmişler; ayaklarını saran paçavraları, dükkânların temiz mermerleri üzerine
bıraktıkları gibi insanın ayağını okşayan ayakkabılar giymişler. Apo-kalipsin Dört Atlısı, o
gece oldukça yorulmuş. Oysa şimdi-sakin görünüyorlar ve sen de bu görüntüye
kapılıyorsun.» Bilge, «Bunlar senin atlıların olamaz,» dedi. «Bu kadar şiddeti sizin içiniz
kaldırmaz. Siz, salonda at yarışları oynayabilirsiniz ancak.»
Hikmet birden duruldu, «Doğru,» dedi. Ben de, gölge-siz ve beyaz rüyalar görüyorum.
Beyaz atlarla yarış alanına çıkıyoruz. Eski zamanlarda geçen filimlere benziyoruz. Aslında
serseri ve ayyaş ve çapkın oyuncuların, çimenleri
154
gıoı ıoegyourpardonladıklan renkli filimler çeviriyoruz. Bütün leydiler, çimenlere kadar
inen çiçekli beyaz elbiseleriyle oldukları yerde dalgalanıyorlar. Silindir şapkalı ve bar
kapıcısı suratlı figüranlar, tabii görünmenin telaşı içinde. Her yerde bir rejisör korkusu
seziliyor. Serseriler, kendilerinin olmayan elbiseler içinde, objektif ebakmıyormuşçasına
bir gülümseme tutturmuşlar. Yarış alanını ayıran beyaz parmaklığa, elbiseleriyle sürünerek
geçiyorlar önümüzden. Dürbünleri boyunlarına asılı, dürbünleri zarif fildişi sapların
ucunda. Tribünler, kat kat gökyüzüne yükseliyor. Utanmasalar, tavandan da çe-koslavak
kristal avizeler sarkıtacaklar. (Gerçeğe uygun olmaz diye yapmıyorlar.) Kadınların, arkası
kalkık elbiseleri çimenlere süründükçe tatlı bir hışırtı duyuluyor; silin-dirşapkalıların,
anlaşılmak mırıltıları gibi. Fakat onlar figüran, beş dolar alıyorlar günde en fazla. Biz daha
önemliyiz: Bir kere, haftalık esası üzerinden çalışıyoruz. Yüz •dolardan fazla para geçiyor
elimize haftada. Atları koşturmak gibi zor bir işimiz varsa da, tehlikeli sahneleri zaten
Amerikan kovboyları oynuyor. Kılık kıyafetimiz lüks değil; fakat, onlar gibi gardroptan
giyinmiyoruz. Hepsi ısmarlama. Çekimden sonra, Holivut kantinde biraları da biz
ısmarlıyoruz figüran kızlara. Gene de heyecanlıyız tabii; çünkü seyredileceğimizi biliyoruz.
Rolümüzü samimiyetle oynuyoruz, rolümüze bütün kalbimizle bağlıyız. Onun için daha çok
para veriyorlar bize. Haftada yüz…»
Bilge söze karıştı: «Hayallerini, başlangıçta da böyle gülünç durumlara düşürüyor musun?»
Hikmet utandı: «Belki, başlangıçta biraz romantik düşünmüş olabilirim.» Hemen ekledi:
«Fakat, gerçeklikleri hakkında size teminat veririm.» Kızdı: «Canım, ötekilerden biraz
başka türlü hissettiğim muhakkak. Fakat senin karşında da romantik gö-rünemem ya.»
«Sen bana bakma,» dedi Bilge. «Bildiğin gibi anlat.» Ben sana bakıyorum; fakat, dönülmez
bir yola girdik artık. «Ucuz hayallerin anlatımı da ucuz oluyor,» dedi. Ken-

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

numaralı ÖLÜM atlısını oynatmağa çalışırız. ÖLÜM’le oynamağa mersin haberleri çalışırız; bırakmazlar.
Sonsuz sorularla bunaltırlar bizi: Gerçekten ölümü isteyip istemediğimizi sorarlar
durmadan. Sonunda ÖLÜM’ü bile gözümüzde gülünç duruma sokarlar. Yazdığımız oyundan
bizi kuşkuya düşürürler sonunda. Tam bu sırada başka oyunlara kaptırırlar kendilerini. Her
gün değişik oyunlar isteyen şımarık seyircilere benzerler. Oysa bizim takımın tek bir
oyunu var: Durmadan aynı cılız atları, aynı dumanlı salonlarda koşturmak zorundayız biz.»
Bilge güldü: «Romantik oyunlardan vazgeçmek istemiyorsun. İyiler hep iyi, kötüler hep
kötü olsun istiyorsun. Hem ceza vermek, herri de kendine acındırmak istiyorsun.. Tek
başına cezalandırmak istiyorsun aslında; fakat saldırılardan korunmak için, yanma zavallı
yardımcılar alıyorsun. Tombalacı Mehmet…» Hikmet düzeltti: «Tombalacı;
v.ıı~u ^n hi. ı.ıgıiiucı, uc, ıvicuıııeı, uegıı, ıvıenmeı jcseyaır. Tiyatroda perdecilik yapardı.»
«Evet, Tombalacı Arif de belki benden iyi değildir. Neden hepimizi yargılıyor? Belki de
yargıç olunca eski durumunu unutur. Bence yargıçları ve sanıkları yeni baştan gözden
geçirmelisiniz.» Bacak bacak üstüne attı.
Hikmet, «Yargılama filan yok,» dedi. «Biz ceza escort bayan eskişehir vereceğiz. Sen neden işimizi bozuyorsun
canım? Çekil aradan; biz: de, defterimize yazdığımız kimselerin hesabını rahatça görelim.
Göze göz, dişe diş. Gözünü kaybetmeyen anlamaz bunu. Biz anlarız. Biz Musa’dan yanayız.
Bütün romantik oyunlarda olduğu gibi şiddeti haklı gösteren bir serüvenimiz yaşanacak:
Şiddeti düşünmekle başlayacağız ve şiddetle bitireceğiz.»
Bilge, kaşlarını çattı, «Seni de, hepinizi de ön yargılı ve dar kafalı buluyorum. Bunu
tombalacı Arif Beye de, perdeci Ahmet Beye de söyleyeceğim.» Hikmet düzelttir
«Mehmet Bey.» «Evet, Mehmet Beye de söyleyeceğim. Bence, sen bu adamları kullanmak
istiyorsun. Onlarla tanışınca senden sakınmalarını söyleyeceğim hemen. Sen onları, bitkin
bir durumda savaşa sokmak istiyorsun. İstersen, önce bir yemek verelim onlara; yesinler,
içsinler, içlerinden geldiği gibi kendilerini ortaya döksünler. Meyhaneci Artin’in hazır
yemeklerinden bıkmışlardır.» Hikmet, «Önce isimlerini öğren,» dedi. «Artin değil Kirkor.»
«Onların da böyle her kusurlarını düzeltiyorsan, seni pek sevmiyorlardır.»
Hikmet suratını astı: «Hayır, bütün kusurlarıyla seviyorum onları. Belki de bu kusurları
yüzünden seviyorum.» Bütün tartışmaları kaybediyorum Bilge.
Bilge, «Belli olmaz,» dedi. «Belki de sana, içlerinden, ukalanın biri, diyorlardır. Belki de
seni beğenmiyorlardırr kendileri adına konuşmanı istemiyorlardır.»
Hikmet direndi: «Ben onları yanlış ve kötü bulmuyorum ki. Gördükten sonra ne değeri var?
Ben hoşgörüden yana değilim. Onlarda, kendime uygun bulduğum bir ta-
I1
52
253
raf var belki.» Bir sure sustu; sonra, «oen uumtuı ttuıaju-mazsın. Bu yüzden, onlarla
tanışmağa hakkın yok,».dedi.
Bilge, ayaklarını altına topladı: «Bana kalırsa, sen onların beni tanımalarından korkuyorsun.
Senin şiddetinle pek ilgili değil onlar; bunun ortaya çıkmasından korkuyorsun.»
Hikmet, «Onlarla senin bir alışverişin olamaz,» dedi. «Kadınca bir oyun sanıyorsun bu
şiddeti; çünkü onları, sana güzel gösterdim anlatırken. Belki mersin escort sana yaranmak için, çizgilerini
yumuşattım. Çünkü seni seviyorum. Beni ve çevremi beğenmeni istiyorum. Birden

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

görgüsüzlüğüdür bu. Sınıflarını bulamamış insanların derbederliği içindedirler. Birbirlerini
sevmeyen evlilerin de gö-
150
J-zagilıın.
yoktur. Tek başına düşünme katılığının kokusu her tarafa sinmiştir. Ağır bir günün
bunaltıcı, öfkelendirici yaşantısı bitince eve dönen evli ve yalnız bir erkek ne yapacağını
bilemez; horgörülmelerin, aşağılanmaların intikamını alma susuzluğuyla yanarken
çevresinde yatıştırıcı en küçük bir ayrıntıyla karşılaşamaz. Hırsla çekiştirerek çıkardığı
elbiselerinden alır intikamını. Apokalipsin Dört Atlısı, dünyanın en kötü giyinen
erkekleridir.»
Bilge vazgeçmedi: «Sizin elbiselerinizden birini de ben giyerim. Seferlerinize de
katılmam. Uslu uslu evde oturur, dönmenizi beklerim. Öteki arkadaşların burada olsaydı,
beni hemen kabul ederlerdi.»
Hikmet güldü: «Bizi daha başlangıçta birbirimize düşüreceksin. Olmaz. Sen bizi bir
düzene sokarsın. Her istediğimizi, aradığımız yerde buluruz sonra. Sen bizi evde
bekliyorsun diye, işimizde gevşeklik gösteririz. Belki canımız evden çıkmak istemez bile.
Çekilmez bir tatlılık duygusu içimizi sarar. Eski öfkelerin acısını unuturuz. Sen de bu
oyundan, günün birinde bıkarsın. Çünkü kadınlar uzun süre oyunlarla oyalanamazlar, çünkü
gerçekçidirler. Bir gün bizi eski horgörülmelerimizle, aşağılanmalarımızla, hiçe
sayılmalarımızla, adamdan sayılmamalarımızla, haklı ya da haksız küçük görülmelerimizle ve
daha kötüsü bütün bunların intikamını alamamış olmamızla başbaşa bırakıp gidersin.
Üstelik senin, söküklerimizi dikip yaralarımızı sarar görünmen yüzünden biz bütün bunların
intikamını almış olduğumuzu düşünürüz. Sen bizi bu durumda bırakıp gidersin.
Affedersiniz yanlışlık oldu, dersin. Özür dilerim: Öfke değil öksedir. Bunu da tam
söylemezsin. Bir süre sonra aklımız başımıza gelir; Apokalipsin Dört Atlısı, yalnız
bırakılmıştır. Çirkin kılıklarımızla, gözyaşlarının yüzümüze akıttığı boyalarımızla birer
melodram oyuncusu olarak, kısa bacaklı zavallı atlarımızın üstünde öylece kalırız. Perde
bile üstümüze kapanmaz: Bir arıza olmuştur.»
Bilge itiraz etti: «Fakat bütün bu gösterişi kadınlar için
•İL HALK
NESİ
değil mi? Oysa ben sizi hep beğenirim; ellerimi acıtmca-ya kadar alkışlarım sizleri. Benim
gibi seyirci bulamazsınız.»
Hikmet öfkelendi: «Olmaz. Siz seyirci kalamazsınız, oyunlara; hemen katılmak istersiniz.
Ve oyunları istediğiniz biçimde değiştirmek istersiniz. Sökük dikmekle .başlarsınız, sonra
baş rollere geçersiniz. Bizim öfkemizi, intikamımızı ve bütün gürültümüzü gülünç duruma
düşürürsünüz. Biz Kirkor’un meyhanesinde Apokalips takımını kurduk, herkesin yeri belli.
Salonda ceza yarışları oynayacağız. Bu bizim için bir ölüm kalım meselesidir. Kadınlarla
oynanmaz; hemen canları sıkılır. Bir kere, rollerini ezberlemezler; sonra, ‘Sen gerçekten
oynamak istiyor musun canım?’ diyerek insanın aklını karıştırırlar. Her oyunu bir tartışma
konusu yaparlar; akılları yatmadan rollerini katiyen oynamazlar. Biz onları kafamızdaki
oyunlara uydurmağa çalışırken onlar —kafaları olmadığı için— bizi hayata uydurmağa
çalışırlar. Oysa bizim hayatla görülecek hesabımız vardır. Biz HAYAT’ın karşısında dört

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

” Sonra da kendime çay yaptım , kendime izin ve çalıştı
bunu düşünüyorum . Benbahçeye bakarakçizim odası penceresinden oturdu ,
halason tam akşam ışığında parlıyordu ki . Ama ben çok oldu
çimler ve çiçek saksıları ve çiçek yataklarının bakmak için deli ve rüya
Herhangi bir konsantrasyon ile . Yanidaha keskin birşok aldı, çünkü
Ben çok yavaş bunu görmüştü .
” Ben uzakta gönderilen ediyorumadam veya canavar hala oldukça duruyordu
Bahçeninortasında. Ah, hepimiz hakkında çok şey okudum
solgun yüzlükaranlıkta hayaletler , ama bu daha korkunç
Bu tür bir şey hiç olabilir daha . O döküm olsa , çünkü
Uzun bir akşam gölge , hâlâ sıcak güneş ışığı durdu . ve çünkü
Yüzü solgun değildi , vardı ama yine de onun üzerine balmumundan yapılmış çiçek
bir berber kukla aittir . Yüzünde ile oldukça yine durdu
bana doğru ve ben olaleler arasında nasıl baktı korkunç söyleyemem
ve tüm bu neredeyse sera görünümlü , uzun boylu, şatafatlı çiçekler.
Biz bunun yerine bir heykel waxwork kadar sıkışmış olurdu sanki görünüyordu
Bizim bahçeninmerkezi.
” Ancak neredeyseanında bana Döndü haber mersin pencerede hareket gördüm
vearka açık durdu kapısı , tarafındanbahçe bitti
hangi o şüphesiz girmişti . Onun parçası bu yenilenmiş çekingenlik
odenize yürüdü hangi ileutanmazlık çok farklı oldu ,
Ben hayal meyal teselli hissettim . Ben o korkulan , belki sanılan
daha ben biliyordum daha Arthur’u karşı karşıya . Her neyse , ben , sonunda yerleşti
Bu kurallara karşı idi ve ( yalnız sakin bir akşam yemeği vardı
o )müze yeniden düzenleyerek zaman Arthur rahatsız , ve , benim düşüncelerim ,
yayımlanan bir küçük , Philip kaçtı ve kendilerini kaybetmiş , sanırım .
Her neyse , ben , boş gözlerle bakıyor , ama aksi takdirde yerine hoş oldu
Bir barut siyah başka alsancak escort bir pencerede , uncurtained , ama bu zamana kadar
son gece – sonbahar ile . Bana öyle göründü ki , bir salyangoz gibi bir şey
pencere- bölmesinin dış oldu. Ama sert baktı zaman ,
dahabölmesinde basılan bir escort izmir adamın başparmak gibi oldu, o vardı kıvrılmış görünüm
Bir başparmak vardır . Korkumun ve cesaret ile birlikte yeniden uyandırdı
Benpencere koştu ve daha sonra boğularak çığlık ile recoiled
Herhangi bir adam ama Arthur izmir escort duymuş olmalı ki .

Leave A Comment, Written on Şubat 7th, 2014 , Genel

Alt . Onu kum kaplı , aşağıda tarama gördüm .
Iyi artabilir ama ” Bu vuruş , bir şekilde beni teselli
Benim tehlike ; ama Philip kendi yiğitliği onun her zamanki sevinç hiçbiri gösterdi .
Önce ve ; zamanki gibi sevgi , hâlâ aşağı atmak gibiydi rağmen
Ben , kendi kapısında benimle ayrıldı , tamamen ona bir şey sorabilirsiniz
Bana garip vurdu iki açıklamalar ile . Dedi ki ,
her şeyi geriCollectionpara koymak gerektiğini , kabul ;
ama kendisi ‘şu an için ‘ tutmak söyledi. Ve sonra ekledi
aniden ve irrelevantly : ` Sen Giles geri Avustralya’dan olduğunu biliyorum ‘ ” ?
Açılanlokali vedevasa gölgesikapı
Araştırmacı Flambeaumasada düştü . Peder Brown
Konuşmanın kendi hafif , ikna edici tarzdabayana hediye etti ,
Böyle durumlarda onun bilgi ve sempati söz ve hemen hemen
bilmeden ,kız yakında iki dinleyicilerine hikâyesini yineledi edildi .
Ama Flambeau , eğildi ve oturdu,rahibe küçük bir kayma uzattı
kağıt . Brown bir sürpriz ile kabul ve onunla okumaya :
” Wagga Wagga , 379 , Mafeking Caddesi , Putney Cab . ” Kız gidiyordu
Onun hikayesi ile ilgili .
” Ben dönüyordu kafamda ile kendi evinedik sokağa çıktım ;
Benkapılarına geldiğinde kötü , temizlemek için başlamış değil hangi
Vebükülmüş burun ileadam – Ben bir süt kutu buldu . Süt – can
hizmetçiler bütün olduğunu söylediler , tabii , için , Arthur ,
kahverengi bir çalışmada onun kahverengi sabahlığıyla hakkında gezen ,
duymak ya da bir çan cevap vermedi . Böylece bana yardım edecek kimse yoktu
evde , kimin yardım benim harabe olmalıdır kardeşim hariç .
Çaresizlik içinde ben ,korkunç şeyin eline iki şilin itme
ve ben bunu düşündüm zaman , bir kaç gün içinde tekrar aramak için söyledim .
O daha çok mahçup beklediğimden daha somurtma gitti , ama -
belki onun sonbaharda tarafından sarsılmış olmuştu – ve ben kumyıldızı izledi
Sırtında bir felaket kindar ileyolda basık sıçrayan
zevk . O köşeyi bazı altı evleri aşağı çevirdi .

Leave A Comment, Written on Şubat 7th, 2014 , Genel

” ` Herhangi bir küçük yardım, ‘diye ,aynı queer ile devam etti
bilgiçlik taslayan vurgu , ` bu benim iletişim kurma gerekliliğini ortadan kaldırabilir
aile ile . ‘
” O zaman ben için şantaj edildiğini üzerime koştu
bronz parçasının hırsızlık ve bütün sadece batıl korkularım
ve şüpheler bir baskın , pratik soru erimişti.
O nasıl öğrendim olabilir ? Ben aniden ve dürtüşey çalmış ;
Ben her zaman farkedilmemiş olma emin yapılmış için , ben yalnız kesinlikle oldu
Ben bu şekilde Philip görmek için dışarı kaymış . Ben , yoktu
Ben olsaydı , ve , tüm görünüm ,sokakta takip edilmiştir
onlar benim kapalı elinde ` X – ray ‘para yapamadım. Adam ayakta
kum tepeleri üzerinde daha görmüş olabilir ne daha Philip verdi
peri – masalıadam gibi , bir gözü bir sinek ateş .
” ` Philip , ‘ I ` ne istiyor bu adam sormak , çaresizce ağladım. ‘
” Philip onun net tamir geçen kafasını kaldırdı
somurtkan ya da utanç sanki , değil kırmızı görünüyordu , ama bu olabilir
alçalma vekırmızı akşam ışığın sadeceefor , ben olabilir
Sadece benimle ilgili dans gibiydimarazi heveslerinden başka vardı.
O sadeceadama boğuk bir sesle : ` Sen açıkça bu ‘out.
Ve , takip etmemi motioning ödemeden kıyıya sığ yola
Ona daha fazla dikkat . O bir taş mendireğe bastı ki
,kum tepelerkökleri arasında dışarı koştu ve mersin haber bu nedenle yurda doğru vurdu
belki de bizim incubus düşünerek daha az kolay gibi yürümek bulur
gençtik biz daha , deniz yosunu ile yeşil ve kaygan kaba taşlar ,
ve buna kullanılır . Ama benim işkenceci olarak daintily konuştuğu gibi yürüdü ;
ve o hala onun yolunu toplama ve onun ifadeler toplama , beni izledi.
Ben onun narin , iğrenç ses omzumun üzerinden bana çekici duydum ,
Sonunda kadar , ne zaman biz emek escort kum tepeleri , Philip’in sabır tepeli vardı
( çoğu kez hiçbir şekilde bu kadar barizdi ki ) ek gibiydi .
O geri git ` diyerek , aniden eryaman escort döndü . Ben şimdi size konuşamam . ‘
Adam süpürdü ve ağzını açtı Ve , Philip ona bir büfe vurdu
Bunun üzerine bu onuuzun kum – tepenin esat escort üstünden uçan gönderildi
alt . Onu kum kaplı , aşağıda tarama gördüm .

Leave A Comment, Written on Şubat 7th, 2014 , Genel

” Bir istisna dışında onun hakkında definably anormal bir şey oldu .
Onun renkli gözlük , yeterince yaygın gerçekten opak , ancak mavi türden değildi
ne de arkalarındagözler kaypak , ama sürekli beni kabul .
, Ama o çok kıllı baktı – onun karanlık sakal çok uzun ya da vahşi değildi
sakal hemen altında , onun yüzüne kadar çok yüksek başladı çünkü
yanak kemikleri . Teni , solgun ne de mosmor oldu ne
amaaksine üzerinde oldukça açık ve genç ; henüz verdi
Bir beyaz, pembe – ve – mum yerine (neden bilmiyorum ) bir şekilde hangi bakmak
korku arttı . Tek düzeltmektek gariplik , burnu oldu
aksi takdirde iyi bir şekli olan , sadece biraz yana döndü
ucunda , sanki yumuşak iken , bir tarafta aday olmuştu
Bir oyuncak çekiç ile . Şey pek bir deformite vardı; ama ben yapamam
bana ne bir yaşam kabus size . Orada durdu
gün batımı – lekeli su o bazı cehennemi deniz-canavar olarak beni etkiledi
sadece kan gibi bir deniz dışında kükreyen yükseldi . Nedenini bilmiyorum
burun üzerinde bir dokunuş çok benim hayal etkiler.
Ben o bir parmak gibi burnunu hareket olabilir gibi görünüyordu düşünüyorum .
O vardı sanki ve sadece o an taşındı .

Leave A Comment, Written on Şubat 7th, 2014 , Genel

zorundasın.”
“Dış nöbet noktasının kumandanı sensin” diye şef mersin haberleri homurdandı, “Pılı pırtımla ben kendim ilgilenirim.
Bir saat içinde grup yola çıkacak. İkimiz durumu farklı cephelerden düşünüyoruz. Burada söz konusu
olan sadece bizim sorunlarımız değil ki! Peki, ya kötü bir şey olursa ne olacak?”
“Bana kalırsa Vladimir İvanovitç, gereksiz şamata yapıyorsun. Depoda hâlâ içi 5.45 kalibrelik silahla
dolu açılmamış iki sandığımız var, bir buçuk hafta şişli escort yeter de artar bile. Ayrıca evimde, yastığımın
altında sakladıklarım da var.” Albay, sararmış kocaman dişlerini gösterecek şekilde sırıttı.
“Sandıklardan birini mutlaka yanıma alacağım. Bizim derdimiz fişekler değil, insanlar.”
“Şimdi sana asıl derdimiz ne, söyleyeyim. Bir daha hiç sevkiyat alamazsak, iki hafta içinde güneye
açılan kapıları kapamak zorunda kalacağız, çünkü cephanemiz olmadan tüneli ayakta tutamayız. Bu
da, değirmenlerimizin üçte ikisini artık işler durumda tutamayacağız demektir. Daha bir hafta
geçmeden ilk değirmenler yerle bir olacaktır, Hansa sakinleri de elektriksiz kalmaktan hiç
hoşlanmazlar. Şansları varsa, geri çekilmeden kendilerine elektrik veren bir başka sevkiyatçı
bulurlar. Yok bulamazlarsa… Ama elektrik beni ne ilgilendirir ki! Tünel beş gündür ölü gibi sessiz,
ortalıkta kimseler görünmüyor. Ya orada bir şey göçerse ne olur? Ya da bir duvar yarılırsa? Şu anda
bağlantımız kesilmişken, ne olur?”
“Biraz soluklan bakalım. Elektrik kabloları yerli yerinde sağlam duruyor. Sayaçlar da çalışıyor, yani
Hansalıların elektrik aldığı anlaşılıyor. Herhangi bir göçük olsaydı, haberimiz olurdu. Hem sabotaj
da olsaydı, telefon değil, elektrik kabloları kesilirdi. Ve tünele gelince… Neden korkuyorsun ki? En
iyi zamanlarda bile burada kimse yolunu şaşırmadı. Bir tek Nacimovski Prospekt için durum farklı.
Yanında biri olmadan oradan geçemezsin. Yabancı şirinevler escort tacirler de epeydir bize gelmeye cesaret
edemiyorlar. Haydutlar bunu öğrenmişler; her defasında birini canlı bırakıp gitmesine izin verdik.
Yani paniğe gerek yok.”
Vladimir İvanovitç “İyi konuştun” diye homurdandı, boş göz çukurunun üzerindeki bandajı kaldırarak
alnındaki terleri sildi.
Albay “Yanına üç adam veriyorum” dedi, sesi şimdi biraz yumuşamıştı. “Elimden daha fazlası
gelmez. Ve bırak artık şunu tüttürmeyi. Dumanı solumamam gerektiğini biliyorsun, ayrıca sen de
kendini zehirliyorsun! Doğrusu, bir çay şimdi bana daha iyi gelirdi…”
“Seve seve, hemen şimdi.” Şef ellerini ovuşturdu, telefon ahizesini alıp öfkeli bir sesle “Ben İstomin,
bana ve albaya birer çay” dedi. Kumandan “Nöbetçi subayı gönder” diyerek kasketini aldı. “Sonra
hemen keşif kıtasını ayarlarım.”
İstomin’in çayı her zaman pek bir özeldi, WDNCh’den gelen az bulunur, seçkin bir çaydı. Başka hiç
kimsenin bu çayı bulması mümkün değildi, çünkü Hansa Birliği, istasyon şefinin sevdiği çay için
metronun diğer ucundan buraya kadar tam tamına üç misli gümrük ödüyordu. Bu da çayı öylesine
pahalıya getiriyordu ki, Dobrinskaya ile iyi ilişkileri olmasa, İstomin çaya karşı duyulan bu zaafa asla
izin vermezdi. Dobrinskaya’da bir zamanlar savaşta biriyle beraber olmuştu. Bu yüzden kervanın
başındakiler Hansa’dan her dönüşlerinde yanlarında zarif bir paket getirirler ve İstomin de bu paketi
bizzat kendisi teslim alırdı.
Ne var ki, bir yıl önce sevkiyatta ilk aksama olmuştu, çevreyi nişantaşı escort telaşa veren söylentiler

Leave A Comment, Written on Şubat 5th, 2014 , Genel

istasyonlarının güneyindeki Çertanovskaya ve kuzeyindeki Nacimovski Prospekt’ten, havalandırma
menfezlerinden sürünerek içeri giriyorlar, kanalizasyon kanallarının pis bulanık atıklarında birden
ortaya çıkıyor ya da tünellerden saldırıya geçiyorlardı. Sevastopol halkı eli kolu bağlı, bir şey
yapamaz haldeydi ve sanki bütün dünya anayurtlarını metro haritasından silmek için ne mümkünse
yapıyordu. Ama halk yine de, yeryüzünde kalan tek sığınaklarını, istasyonlarını canlarını dişlerine
takarak savunuyordu.
Ne var ki, mühendisleri ne kadar becerikli, savaşçılarının gördüğü eğitim ne denli acımasız ve sert
olsa da, ellerinde fişekleri, projektörler için lambaları, antibiyotikleri ve yara bantları olmasa,
istasyonlarını ayakta tutamazlardı. Evet, elektrik satıyorlardı, Hansa Birliği de bunun karşılığında iyi
bir bedel ödüyordu. Ama Çevre Hattı’nın başka sevkiyatçıları ve kaynakları da vardı; oysa
Sivastopol halkı dışarıdan destek almasa, bir aydan fazla dayanamazdı. Fişek rezervleri de tükenmek
üzereydi.
Nöbetçi kervanlar her hafta, gerekli malları tedarik etmek için Hansalı tüccarlara ayrılan payı alıp
Serpuhovskaya’ya gönderiliyordu. Dünya döndükçe, yeraltındaki nehirler akmaya devam ettiği ve
metro mühendislerinin inşa ettikleri kubbeler yerinde kaldığı sürece bu böyle sürecekti. Ama bu kez
kervanların dönüşü gecikti. O kadar gecikmişti ki, bunun mutlaka önceden tahmin edilemeyen bir
nedeni olmalıydı; ne onlara eşlik eden ağır silahlarla donanımlı, savaş deneyimi olan askerler ne de
Hansa yönetimiyle yıllardır süregelen iyi ilişkiler bu korkunç şeyin olmasının önüne geçmişti
anlaşılan.
En azından alışveriş yapılabilmişse, durum daha az endişe verici olacaktı. Ama Çevre Hattı’na giden
telefon bağlantısında bir arıza vardı, pazartesi gününden beri kesikti, arızayı saptamak üzere
gönderilen birlik de bir sonuç alamadan dönmüştü.
Geniş yeşil abajurlu lamba tavandan aşağıya, yuvarlak masanın üzerine sarkıyordu. Masanın üzerinde
duran sararmış sayfaları aydınlatıyordu. Sayfalarda kurşun kalemle çizilmiş birtakım grafiklerle
diyagramlar vardı. Zayıf bir ampuldü, en çok kırk vatlıktı, nedeni elektrik tasarrufu değildi; bu,
Sevastopolskaya için bir sorun olmuyordu. Asıl neden, büronun sahiplerinin keskin ışıktan
hoşlanmamalarıydı. Kül tablası bastırılarak söndürülmüş izmaritlerle adeta şişmişti, hepsi de kötü
kalite tütünden elle sarılmış sigaralardı. Genzi dağlayan gri duman, alçak tavanın altından yayılan
sisli havada asılı kalmıştı.
İstasyon şefi Vladimir İvanovitç Istomin alnını sıvazladı, elini kaldırdı ve tek gözüyle saate baktı, son
bir saat içinde bunu beşinci kez yapıyordu. Sonra parmaklarını çıtlatarak güçlükle yerinden doğruldu:
“Bir karar verilmeli. Daha fazla bekleyemeyiz.”
Masanın diğer ucunda daha yaşlıca ama sırtındaki muflonlu kamuflaj ceketi ve yıpranmış mavi
kasketiyle güçlü kuvvetli bir adam oturuyordu. Bir şeyler söylemek için ağzını açtıysa da birden
öksürük krizine tutuldu. Alaylı bir şekilde gözlerini kırpıştırdı, bir eliyle de dumanı kovaladı. Sonra
“Pekâlâ Vladimir İvanovitç” dedi. “Bir kez daha söylüyorum. Güney tünelinden kimseyi çekip
alamayız. Orada nöbet üzerinde büyük baskı var, fazla dayanamazlar. Son haftada sadece üç yaralı
vardı, biri ağırdı, hem de sıkı tahkimata karşın. Güneyi daha fazla zafiyete uğratmana izin
vermeyeceğim. Orada hava menfezlerinde ve bağlantı tünellerinde ikişerden üç gözcü devamlı
devriye gezecekler. Kuzeyde de buraya gelen kervanların güvenliğini sağlamak zorundayız, bir tek
savaşçımızı bile gözden çıkaramayız. Üzgünüm ama sen kendi başına etrafı kolaçan etmek

Leave A Comment, Written on Şubat 5th, 2014 , Genel

Mersin Haberleri is proudly powered by WordPress and the Theme Adventure by Eric Schwarz
Entries (RSS) and Comments (RSS).

Mersin Haberleri

Bir başka WordPress sitesi