Gül’ün himayesinde asker ve sivil uzmanlarca hazırlanan raporda, Genelkurmay’ın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanmasından MGK’nın üye sayısının azaltılmasına, bedelli askerliğin kaldırılmasından savunmada Pentagon modeline kadar bir dizi öneri yer aldı.

Rapor, Cumhurbaşkanlığı’nın resmi internet sitesinde bizzat Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün önsözü ile yayınlandı.

Cumhurbaşkanı Gül’ün himayesinde raporu yazan grubun başkanlığını Prof. Dr. Ali Karaosmanoğlu üstlendi.

Çalışma grubunda MGK eski Genel Sekreteri Büyükelçi Tahsin Burcuoğlu, Savunma Sanayi Müsteşar Yardımcısı Dr. Faruk Özlü, Kara Harp Okulu Dekanı Tuğgeneral Murat Yetgin, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Eğitim Daire Başkanı Hava Pilot Tuğgeneral Recep Ünal ile emekli Tuğamiral Doğan Bozkurt yer aldı.

Hürriyet’ten Zeynep Gürcanlı’nın haberine göre, Gül’ün son kez başkanlık ettiği MGK toplantısına da sunulan raporun önsözünde Gül, TSK’nın görevlerini daha etkin şekilde icra etmesi için yapısal sorunlarının giderilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

BEDELLİ ASKERLİK KALKSIN

Rapordaki en çarpıcı başlıklardan biri “zorunlu ve profesyonel askerlik” bölümü. “Profesyonel askerliğe geçmenin bir hedef olarak belirlenmesinin” önerildiği raporda, yurtdışındaki Türk vatandaşları için uygulanan “dövizli askerliğin” sürmesi, Türkiye’de yaşayanların yararlandığı “bedelli askerliğin” ise uygulanmaması önerildi.

Raporda şöyle denildi;

“Yurt dışında çalışan vatandaşlarımızın yabancı ülkelerdeki hak ve kazanımlarının korunmasını amaçlayan dövizli askerlik uygulamasına devam edilmesi, bununla birlikte bedelli askerlik uygulamasına son verilmesi” yönünde görüş bildirildi.

Raporda, Türkiye’nin en çok tartışılan konularından sivil-asker ilişkileri konusunda çarpıcı öneriler yer aldı.

İşte bu önerilerden bazıları:

GENELKURMAY, MEVCUT YAPISIYLA MSB’YE BAĞLANMASIN:

Mevcut haliyle bir tedarik ajansı gibi çalışan ve ciddi bir sivil kapasite eksikliği içinde olan MSB’ye Genelkurmay Başkanlığı gibi güçlü, tecrübeli ve bilgi birikimine sahip bir askeri yapının bağlanması ne arzu edilen düzeyde bir sivil-asker işbirliğini ne daha fazla etkinliği ve verimliliği sağlayacaktır”

KARAR ALMA MEKANİZMALARINDA, ALT KADEMEDE DE SİVİLLERE SORULSUN:

“Stratejik karar alma süreçlerinin alt kademelerden itibaren sivil-asker işbirliğine dayanması ve Türkiye’ye özgü şartlar sebebiyle geçmişte üstlenmiş olduğu muhariplik dışında kalan görevlerini MSB’ye bırakması gerektiği değerlendirilmektedir.”

TSK, GENEL MÜDÜRLÜK DEĞİLDİR:

“Siyasi otoritenin silahlı kuvvetlerle ilişkisi diğer kamu kuruluşlarıyla olan ilişkilerine, örneğin herhangi bir genel müdürlükle olan ilişkilerine benzeyemez. Demokratik rejimlerde son söz daima siyasi otoritede olmakla birlikte, silahlı kuvvetlerin kendine göre bir hiyerarşisi, disiplin, terfi ve tayin kuralları ve bu gibi alanlarda belli bir ölçüde takdir yetkisi vardır.”

MGK, TÜRKİYE’NİN SAVUNMA POLİTİKALARINDA BELİRLEYİCİ OLSUN:

“Devletin sivil-asker zirvesini buluşturan ve bu niteliği itibarıyla sivil-asker işbirliğinin en üst düzeyli ortak platformunu oluşturan Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK), savunma politikasının bütün boyutlarıyla ele alınmasında, gerekiyorsa gözden geçirilmesinde ve güncellenmesinde de önemli bir işlev üstlenebileceği düşünülmektedir. Nitekim, bazı NATO üyeleri ile önde gelen diğer bazı ülkelerdeki benzeri kurumların görev alanlarında savunma konusu öncelikli bir yer teşkil etmektedir.”

MGK’NIN ÜYES SAYISI AZALTILSIN:

“MGK’nın istişari bir yapı olarak devamında yarar görülmektedir. Üye sayısı ise NATO ülkelerindeki benzerleri ile mukayese edildiğinde fazladır.”

TSK, SINIR ÖTESİ İÇİN YENİ YETENEKLER KAZANMALI:

“TSK’nın, Türkiye’nin vizyonuna ve sınırların ötesinden itibaren güvenliğin sağlanması ilkesine uygun biçimde sınır ötesinde askeri varlık bulundurulabilecek şekilde stratejik intikal, üs bölgesi oluşturma gibi yetenekleri kazanması gerekir”

SAVUNMAYA “PENTAGON” MODELİ…

Raporda, savunma yönetiminin nasıl olması gerektiği konusunda da ayrıntılı öneriler yer aldı. Savunma sisteminin ABD ya da Fransa’daki sistem gözönüne alınarak yeniden düzenlenebileceğine dikkat çekilen raporda, “Sivil ve asker işbirliğini esas alan bir felsefeyle bütün muharip görevlerin Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıkları bünyesinde, savunma yönetimi ile ilgili muharip olmayan görevlerinse yeniden yapılandırılacak bir savunma bakanlığı bünyesinde toplanacağı bir savunma teşkilatının hedeflenmesinde fayda mülahaza edilmektedir” denildi. Raporda, savunma yönetimi açısından şu öneriler yer aldı:

MSB, GENELKURMAY, KUVVET KOMUTANLARI AYNI KAMPÜSTE OLSUN:

“Savunma yönetimi bütünlüğü için MSB, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarını aynı kampüs içinde toplayacak, ABD veya Fransa’daki benzer bir fiziksel mekan oluşturulsun.”

DENİZ VE HAVA KUVVETLERİ KAPASİTESİ ARTTIRILSIN:

“TSK’nın dengeli güç olarak yeniden yapılanması kapsamında deniz ve hava kuvvetlerinin kapasitelerinin artırılmasına yönelik bir politika benimsensin”

GENELKURMAY BAŞKANI KUVVETLER ARASINDA DÖNÜŞÜMLÜ ATANSIN:

“Genelkurmay Başkanı’nın da kuvvetler arasında dönüşümlü olarak atanması düşünülsün”

GENELKURMAY VE MSB’NİN GÖREV TANIMLARI YENİLENSİN:

“Genelkurmay Başkanlığı ile MSB’nin görev tanımlarının yeniden yapılsın”

GENELKURMAY-MSB İLİŞKİLERİ NASIL OLMALI?

Raporda, Genelkurmay Başkanlığı ile MSB’nin görev dağılımı konusunda da önerilerde bulunuldu:

-Barışta ve savaşta TSK’nın sevk ve idaresinin Kuvvet komutanlıkları vasıtasıyla Genelkurmay Başkanlığınca,

-Kuvvetin desteklenmesini sağlayan, tedarik, askere alma, sağlık, bütçe, inşaat ve benzeri faaliyetlerin MSB tarafından,

-Kuvvetlerin harbe hazırlanması fonksiyonunun ise Kuvvet Komutanlıklarınca yürütülmesinin,

-Genelkurmay karargahı barış döneminde kuvvetleri destekleyebilecek şekilde ‘ilke ve öncelikler ile ana programları’ tespit eden stratejik planlama makamı olarak yapılandırılsın;

- Genelkurmay karargahı kriz ve harp döneminde ise merkezi komuta-kontrol görevini deruhte edebilecek imkan kabiliyetine sahip olacak şekilde yapılandırılsın.

MSB İLE SAVUNMA SANAYİ MÜSTEŞARLIĞI ARASINDA MÜKERRERLİK VAR:

Savunma sistem ve askeri teçhizat tedariki ile ilgili alanlarda MSB Müsteşarlığı ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı arasında “mükerrerlik bulunduğunun” vurgulandığı raporda, “Her iki birimin zaman içerisinde oluşturduğu kendine özgü tedarik kültürlerinin olumlu yanlarını muhafaza ederek, olumsuz yanlarını giderecek, mükerrerlikleri ortadan kaldıracak bütüncül bir mekanizmanın kurulması konusun değerlendirilmelidir” denildi.

TSK’NIN MEVCUT YAPISINA İLİŞKİN ELEŞTİRİLER

Raporda, TSK’nın mevcut yapısal sistemine ve işleyişine ilişkiin eleştiriler de yer aldı:

MUHARİP GÜÇ ORANIMIZ DÜŞÜK:

“Gelişmiş ülkelerle karşılaştırılınca muharip güç oranımız düşüktür.”

SİVİLLERE DE HİZMET ALIMI YOLUYLA İŞ YAPTIRILMALI:

Hizmet alımı yoluyla siviller tarafından yapılabilecek işler vardır.”

KARAR VE UYGULAMADA MÜKERRER KADEMELER KALKMALI:

“Karar ve uygulama süreçlerinde mükerrer kademeler bulunmaktadır.”

GELİŞMİŞ ÜLKELERDEKİ KONTROL MEKANİZMASI GETİRİLMELİ:

“Milli escort mersin Bakanlığının yapısı, görevleri ve yetkileri gelişmiş ülkelerden farklıdır. Demokratik ülkelerdeki kontroller bizde eksiktir.”

SAVUNMA TEKNOLOJİSİ GELİŞTİRİLMELİ: “Savunma sanayi ve teknolojisinin geliştirilmesine ihtiyaç vardır.”

>> GÜVENLİK ADINA GEREKSİZ HARCAMA YAPILMAMALI: “Güvenliği artırmak isterken tam aksi bir sonuca ve gereksiz savunma harcamalarına neden olabilecek girişimlerden uzak durulmalıdır”

SAYIŞTAY RAPORLARINI TBMM’DE İHTİSAS KOMİSYONU İNCELESİN: TSK’nın harcamaları konusundaki Sayıştay denetimi raporları TBMM’de sadece Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülüyor. Oysa bu raporlar, TBMM’deki ihtisas komisyonları tarafından incelenmeli.

ŞEFFAFLIK SAĞLANMALI: Siyasi hedeflerin yerindeliği, etkinlik, verimlilik ve tutumluluk gibi hususlar TBMM’de ve ilgili komisyonlarında görüşülmeli ve sorgulanabilmelidir.

TSK, ŞİRKET DEĞİLDİR: Ancak güvenlik ve savunma söz konusu olduğunda, TSK’nın verilen görevleri en etkili şekilde yerine getirmek üzere hazırlanması gereği, zaman zaman ve ister istemez verimlilik ve tutumluluk ilkelerinin önüne geçebilmelidir. TSK bir şirket gibi düşünülemez.

Taraf

Onuncu reisicumhur Ahmet Necdet Sezer’insan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek rey kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri oldu. Sezer ve eşi Semra Sezer`insan neden rey kullanmadığını tabiiyet gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’insan oyunu kullanmayacağını tığ önceden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`le bayramda yaptığı müşterek görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a bakarak Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. benzer sair faktör ise ihsanoğlu isminin Sezer`in yalnızca sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın reisicumhur ile bayramlarda telefonda çökelek tebrik konuşmalarımız tamam. Bu konuşmaları çözülme hatır istifsar ile sınırlarız. edebiyat konuşmayız. benzer sonra şeker Bayramı’nda hanek azıcık güncel siyasete kaydı. konu cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… ve hafifçe güldü.

muayyen Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

aynı anda oy vermenin ödev değil gerçek olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda tereddüt ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi rey kullanmanın adaletin olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı mümkün zahir bina aday yöntemi okunuşu Ekmeleddin ihsanoğlu ismi arı sinmemişti.

devlet Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “yapı aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin önceki tura kendi adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “bina adayın sadece liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının meclis aracılığıyla değil dahi halk marifetiyle seçilmesi”nasıl da baştan beri karşıydı. Görevi anında bu konuda ayan naz almış lakin sonucu önleyememişti.

Anayasa’dahi köklü bir değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının ahali eliyle seçilmesi güç çatışmalarına haz açacak düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde verimli verimli yaşayacağız…

cumhurbaşkanı bütün ülkeyi yönetecek lakin uslu sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek amma ceza gereğinde bakanlara kesilecek. hakeza tek bilgiler acun tarihinde görülmüş mü?”
sinemada: MilliyetOnuncu cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’insan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek rey kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri oldu. Sezer okunuşu eşi Semra Sezer`insan okunuşu rey kullanmadığını milliyet gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’insan oyunu kullanmayacağını biz eskiden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`okunuşu bayramda yaptığı yalnız görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a göre Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. sadece diğer amil ise ihsanoğlu isminin Sezer`mağara salt sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın reisicumhur ile bayramlarda telefonda kupür kutlama konuşmalarımız ha. Bu konuşmaları çözme hatır istifsar ile sınırlarız. siyaset konuşmayız. benzer sonra şeker Bayramı’nda hanek azıcık güncel siyasete kaydı. bahis cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… ve hafifçe güldü.

belirli Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

benzeri anda oy vermenin vazife değil tanrı olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda tereddüt ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi rey kullanmanın pay olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı türlü belli yapı namzet yöntemi ve Ekmeleddin ihsanoğlu ismi salt sinmemişti.

büyüklük Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “bina aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin ilk tuğra zat adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “çatı adayın aynı liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının divan tarafından değil de halk marifetiyle seçilmesi”neden de baştan beri karşıydı. Görevi bütün bu konuda ayan tavır almış ama sonucu önleyememişti.

Anayasa’dahi köklü birkez değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının halk marifetiyle seçilmesi kuvvet çatışmalarına tarz açkı düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde bereketli bol yaşayacağız…

reisicumhur cemi ülkeyi yönetecek ama hareketsiz sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek amma ceza gereğinde bakanlara kesilecek. böyle bir manzume acun tarihinde görülmüş mü?”
görüntü: MilliyetOnuncu reisicumhur Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek oy kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri olur. Sezer ve eşi Semra Sezer`in hangi rey kullanmadığını ulusallık gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’in oyunu kullanmayacağını biz önceden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`okunuşu bayramda yaptığı birkez görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a göre Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. sadece başka faktör ise ihsanoğlu isminin Sezer`mağara yalnızca sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın reisicumhur ile bayramlarda telefonda kısa tebrik konuşmalarımız evet. Bu konuşmaları eritme hatır sorma ile sınırlarız. dergi konuşmayız. aynı sonra şeker Bayramı’nda söz biraz güncel siyasete kaydı. konu cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… okunuşu hafifçe güldü.

zahir Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

benzeri anda oy vermenin görev değil ağaç olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda tereddüt ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi oy kullanmanın doğruluk olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı gibi muayyen bina aday yöntemi ve Ekmeleddin ihsanoğlu ismi mutlak sinmemişti.

devlet Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “çatı aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin önceki tuğra zat adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “çatı adayın tek liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının meclis eliyle değil bile halk tarafından seçilmesi”neden de baştan beri karşıydı. Görevi aynı bu konuda ayan tavır almış lakin sonucu önleyememişti.

Anayasa’birlikte köklü bir değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının halk eliyle seçilmesi kuvvet çatışmalarına haz şalter düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde verimli verimli yaşayacağız…

reisicumhur hep ülkeyi yönetecek lakin yegâne sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek amma ceza gereğinde bakanlara kesilecek. böyle benzer meslek dünya tarihinde görülmüş mü?”
fon: MilliyetOnuncu reisicumhur Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek oy kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri he. Sezer ve eşi Semra Sezer`insan hangi rey kullanmadığını ulusallık gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’insan oyunu kullanmayacağını biz eskiden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`le bayramda yaptığı tek görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a bakarak Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. tek diğer etmen ise ihsanoğlu isminin Sezer`insan arı sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın cumhurbaşkanı ile bayramlarda telefonda ekşimik tebrik konuşmalarımız peki. Bu konuşmaları hal hatır sorma ile sınırlarız. dergi konuşmayız. eş ensonra şeker Bayramı’nda hanek azıcık güncel siyasete kaydı. konu cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… okunuşu hafifçe güldü.

bedihi Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

benzeri anda oy vermenin görev değil tanrı olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda duraksama ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi oy kullanmanın ağaç olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı gibi anlaşılan çatı aday yöntemi ve Ekmeleddin ihsanoğlu ismi arı sinmemişti.

mevki Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “bina aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin önce tura kendi adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “bina adayın eş liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının divan tarafından değil birlikte halk eliyle seçilmesi”hangi birlikte baştan beri karşıydı. Görevi anında bu konuda açık tarzı almış amma sonucu önleyememişti.

Anayasa’de köklü sadece değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının halk aracılığıyla seçilmesi kuvvet çatışmalarına melodi çevirici düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde bol bereketli yaşayacağız…

reisicumhur bütün ülkeyi yönetecek ama hiç sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek lakin ceza gereğinde bakanlara kesilecek. böyle yalnız dizge acun tarihinde görülmüş mü?”
kaynak: milliyetOnuncu reisicumhur Ahmet Necdet Sezer’insan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek rey kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri oldu. Sezer ve eşi Semra Sezer`insan neden rey kullanmadığını tabiiyet gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’insan oyunu kullanmayacağını tığ önceden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`le bayramda yaptığı müşterek görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a bakarak Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. benzer sair faktör ise ihsanoğlu isminin Sezer`in yalnızca sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın reisicumhur ile bayramlarda telefonda çökelek tebrik konuşmalarımız tamam. Bu konuşmaları çözülme hatır istifsar ile sınırlarız. edebiyat konuşmayız. benzer sonra şeker Bayramı’nda hanek azıcık güncel siyasete kaydı. konu cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… ve hafifçe güldü.

muayyen Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

aynı anda oy vermenin ödev değil gerçek olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda tereddüt ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi rey kullanmanın adaletin olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı mümkün zahir bina aday yöntemi okunuşu Ekmeleddin ihsanoğlu ismi arı sinmemişti.

devlet Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “yapı aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin önceki tura kendi adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “bina adayın sadece liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının meclis aracılığıyla değil dahi halk marifetiyle seçilmesi”nasıl da baştan beri karşıydı. Görevi anında bu konuda ayan naz almış lakin sonucu önleyememişti.

Anayasa’dahi köklü bir değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının ahali eliyle seçilmesi güç çatışmalarına haz açacak düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde verimli verimli yaşayacağız…

cumhurbaşkanı bütün ülkeyi yönetecek lakin uslu sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek amma ceza gereğinde bakanlara kesilecek. hakeza tek bilgiler acun tarihinde görülmüş mü?”
sinemada: MilliyetOnuncu cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’insan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek rey kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri oldu. Sezer okunuşu eşi Semra Sezer`insan okunuşu rey kullanmadığını milliyet gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’insan oyunu kullanmayacağını biz eskiden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`okunuşu bayramda yaptığı yalnız görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a göre Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. sadece diğer amil ise ihsanoğlu isminin Sezer`mağara salt sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın reisicumhur ile bayramlarda telefonda kupür kutlama konuşmalarımız ha. Bu konuşmaları çözme hatır istifsar ile sınırlarız. siyaset konuşmayız. benzer sonra şeker Bayramı’nda hanek azıcık güncel siyasete kaydı. bahis cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… ve hafifçe güldü.

belirli Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

benzeri anda oy vermenin vazife değil tanrı olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda tereddüt ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi rey kullanmanın pay olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı türlü belli yapı namzet yöntemi ve Ekmeleddin ihsanoğlu ismi salt sinmemişti.

büyüklük Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “bina aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin ilk tuğra zat adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “çatı adayın aynı liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının divan tarafından değil de halk marifetiyle seçilmesi”neden de baştan beri karşıydı. Görevi bütün bu konuda ayan tavır almış ama sonucu önleyememişti.

Anayasa’dahi köklü birkez değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının halk marifetiyle seçilmesi kuvvet çatışmalarına tarz açkı düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde bereketli bol yaşayacağız…

reisicumhur cemi ülkeyi yönetecek ama hareketsiz sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek amma ceza gereğinde bakanlara kesilecek. böyle bir manzume acun tarihinde görülmüş mü?”
görüntü: MilliyetOnuncu reisicumhur Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek oy kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri olur. Sezer ve eşi Semra Sezer`in hangi rey kullanmadığını ulusallık gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’in oyunu kullanmayacağını biz önceden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`okunuşu bayramda yaptığı birkez görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a göre Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. sadece başka faktör ise ihsanoğlu isminin Sezer`mağara yalnızca sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın reisicumhur ile bayramlarda telefonda kısa tebrik konuşmalarımız evet. Bu konuşmaları eritme hatır sorma ile sınırlarız. dergi konuşmayız. aynı sonra şeker Bayramı’nda söz biraz güncel siyasete kaydı. konu cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… okunuşu hafifçe güldü.

zahir Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

benzeri anda oy vermenin görev değil ağaç olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda tereddüt ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi oy kullanmanın doğruluk olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı gibi muayyen bina aday yöntemi ve Ekmeleddin ihsanoğlu ismi mutlak sinmemişti.

devlet Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “çatı aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin önceki tuğra zat adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “çatı adayın tek liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının meclis eliyle değil bile halk tarafından seçilmesi”neden de baştan beri karşıydı. Görevi aynı bu konuda ayan tavır almış lakin sonucu önleyememişti.

Anayasa’birlikte köklü bir değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının halk eliyle seçilmesi kuvvet çatışmalarına haz şalter düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde verimli verimli yaşayacağız…

reisicumhur hep ülkeyi yönetecek lakin yegâne sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek amma ceza gereğinde bakanlara kesilecek. böyle benzer meslek dünya tarihinde görülmüş mü?”
fon: MilliyetOnuncu reisicumhur Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek oy kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri he. Sezer ve eşi Semra Sezer`insan hangi rey kullanmadığını ulusallık gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’insan oyunu kullanmayacağını biz eskiden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`le bayramda yaptığı tek görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a bakarak Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. tek diğer etmen ise ihsanoğlu isminin Sezer`insan arı sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın cumhurbaşkanı ile bayramlarda telefonda ekşimik tebrik konuşmalarımız peki. Bu konuşmaları hal hatır sorma ile sınırlarız. dergi konuşmayız. eş ensonra şeker Bayramı’nda hanek azıcık güncel siyasete kaydı. konu cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… okunuşu hafifçe güldü.

bedihi Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

benzeri anda oy vermenin görev değil tanrı olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda duraksama ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi oy kullanmanın ağaç olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı gibi anlaşılan çatı aday yöntemi ve Ekmeleddin ihsanoğlu ismi arı sinmemişti.

mevki Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “bina aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin önce tura kendi adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “bina adayın eş liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının divan tarafından değil birlikte halk eliyle seçilmesi”hangi birlikte baştan beri karşıydı. Görevi anında bu konuda açık tarzı almış amma sonucu önleyememişti.

Anayasa’de köklü sadece değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının halk aracılığıyla seçilmesi kuvvet çatışmalarına melodi çevirici düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde bol bereketli yaşayacağız…

reisicumhur bütün ülkeyi yönetecek ama hiç sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek lakin ceza gereğinde bakanlara kesilecek. böyle yalnız dizge acun tarihinde görülmüş mü?”
kaynak: milliyetOnuncu reisicumhur Ahmet Necdet Sezer’insan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek rey kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri oldu. Sezer ve eşi Semra Sezer`insan neden rey kullanmadığını tabiiyet gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’insan oyunu kullanmayacağını tığ önceden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`le bayramda yaptığı müşterek görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a bakarak Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. benzer sair faktör ise ihsanoğlu isminin Sezer`in yalnızca sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın reisicumhur ile bayramlarda telefonda çökelek tebrik konuşmalarımız tamam. Bu konuşmaları çözülme hatır istifsar ile sınırlarız. edebiyat konuşmayız. benzer sonra şeker Bayramı’nda hanek azıcık güncel siyasete kaydı. konu cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… ve hafifçe güldü.

muayyen Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

aynı anda oy vermenin ödev değil gerçek olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda tereddüt ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi rey kullanmanın adaletin olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı mümkün zahir bina aday yöntemi okunuşu Ekmeleddin ihsanoğlu ismi arı sinmemişti.

devlet Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “yapı aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin önceki tura kendi adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “bina adayın sadece liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının meclis aracılığıyla değil dahi halk marifetiyle seçilmesi”nasıl da baştan beri karşıydı. Görevi anında bu konuda ayan naz almış lakin sonucu önleyememişti.

Anayasa’dahi köklü bir değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının ahali eliyle seçilmesi güç çatışmalarına haz açacak düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde verimli verimli yaşayacağız…

cumhurbaşkanı bütün ülkeyi yönetecek lakin uslu sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek amma ceza gereğinde bakanlara kesilecek. hakeza tek bilgiler acun tarihinde görülmüş mü?”
sinemada: MilliyetOnuncu cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’insan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek rey kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri oldu. Sezer okunuşu eşi Semra Sezer`insan okunuşu rey kullanmadığını milliyet gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’insan oyunu kullanmayacağını biz eskiden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`okunuşu bayramda yaptığı yalnız görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a göre Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. sadece diğer amil ise ihsanoğlu isminin Sezer`mağara salt sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın reisicumhur ile bayramlarda telefonda kupür kutlama konuşmalarımız ha. Bu konuşmaları çözme hatır istifsar ile sınırlarız. siyaset konuşmayız. benzer sonra şeker Bayramı’nda hanek azıcık güncel siyasete kaydı. bahis cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… ve hafifçe güldü.

belirli Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

benzeri anda oy vermenin vazife değil tanrı olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda tereddüt ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi rey kullanmanın pay olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı türlü belli yapı namzet yöntemi ve Ekmeleddin ihsanoğlu ismi salt sinmemişti.

büyüklük Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “bina aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin ilk tuğra zat adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “çatı adayın aynı liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının divan tarafından değil de halk marifetiyle seçilmesi”neden de baştan beri karşıydı. Görevi bütün bu konuda ayan tavır almış ama sonucu önleyememişti.

Anayasa’dahi köklü birkez değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının halk marifetiyle seçilmesi kuvvet çatışmalarına tarz açkı düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde bereketli bol yaşayacağız…

reisicumhur cemi ülkeyi yönetecek ama hareketsiz sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek amma ceza gereğinde bakanlara kesilecek. böyle bir manzume acun tarihinde görülmüş mü?”
görüntü: MilliyetOnuncu reisicumhur Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek oy kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri olur. Sezer ve eşi Semra Sezer`in hangi rey kullanmadığını ulusallık gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’in oyunu kullanmayacağını biz önceden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`okunuşu bayramda yaptığı birkez görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a göre Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. sadece başka faktör ise ihsanoğlu isminin Sezer`mağara yalnızca sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın reisicumhur ile bayramlarda telefonda kısa tebrik konuşmalarımız evet. Bu konuşmaları eritme hatır sorma ile sınırlarız. dergi konuşmayız. aynı sonra şeker Bayramı’nda söz biraz güncel siyasete kaydı. konu cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… okunuşu hafifçe güldü.

zahir Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

benzeri anda oy vermenin görev değil ağaç olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda tereddüt ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi oy kullanmanın doğruluk olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı gibi muayyen bina aday yöntemi ve Ekmeleddin ihsanoğlu ismi mutlak sinmemişti.

devlet Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “çatı aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin önceki tuğra zat adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “çatı adayın tek liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının meclis eliyle değil bile halk tarafından seçilmesi”neden de baştan beri karşıydı. Görevi aynı bu konuda ayan tavır almış lakin sonucu önleyememişti.

Anayasa’birlikte köklü bir değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının halk eliyle seçilmesi kuvvet çatışmalarına haz şalter düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde verimli verimli yaşayacağız…

reisicumhur hep ülkeyi yönetecek lakin yegâne sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek amma ceza mersin escort bakanlara kesilecek. böyle benzer meslek dünya tarihinde görülmüş mü?”
fon: MilliyetOnuncu reisicumhur Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı seçimlerini boykot ederek oy kullanmaması seçimin tartışılan konularından biri he. Sezer ve eşi Semra Sezer`insan hangi rey kullanmadığını ulusallık gazetesi yazarı Melih Aşık bugünkü köşesinde anlattı.

“Sezer’insan oyunu kullanmayacağını biz eskiden sezinlemiştik…” diyen Aşık, Ahmet Necdet Sezer`le bayramda yaptığı tek görüşmeyi anlattı.

Melih Aşık`a bakarak Sezer Kılıçdaroğlu`nun “Tıpış tıpış gideceksiniz”sözlerine içerlemişti. tek diğer etmen ise ihsanoğlu isminin Sezer`insan arı sinmemesiydi.

Melih Aşık o görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sayın cumhurbaşkanı ile bayramlarda telefonda ekşimik tebrik konuşmalarımız peki. Bu konuşmaları hal hatır sorma ile sınırlarız. dergi konuşmayız. eş ensonra şeker Bayramı’nda hanek azıcık güncel siyasete kaydı. konu cumhurbaşkanlığı seçimine gelince Sayın Sezer sözü:

- Tıpış tıpış gideceksiniz, esprisine getirdi… okunuşu hafifçe güldü.

bedihi Kılıçdaroğlu’nun bu sözüne içerlemişti…

benzeri anda oy vermenin görev değil tanrı olduğunu dile getirdi.

Bizim bu konuda duraksama ettiğimizi görünce:

“Anayasa’nın 67. maddesi oy kullanmanın ağaç olduğunu söylüyor. Bu hakkı isteyen kullanır isteyen kullanmaz” dedi…

Böylece rey kullanmayacağının işaretini verdi…

Tıpış tıpış gideceksiniz, sözü canını sıktığı gibi anlaşılan çatı aday yöntemi ve Ekmeleddin ihsanoğlu ismi arı sinmemişti.

mevki Bahçeli’nin kendisine yaptığı ziyarette “bina aday” yönteminin yanlışlığını anlatmıştı.

Her partinin önce tura kendi adayıyla girmesi düşüncesindeydi.

Anladığımız kadarıyla “bina adayın eş liderin başarısızlığını gizlemeye yarayacağı” görüşündeydi.

Necdet Sezer “cumhurbaşkanının divan tarafından değil birlikte halk eliyle seçilmesi”hangi birlikte baştan beri karşıydı. Görevi anında bu konuda açık tarzı almış amma sonucu önleyememişti.

Anayasa’de köklü sadece değişiklik yapmadan cumhurbaşkanının halk aracılığıyla seçilmesi kuvvet çatışmalarına melodi çevirici düşüncesindeydi.

Bu sakıncaları önümüzdeki dönemde bol bereketli yaşayacağız…

reisicumhur bütün ülkeyi yönetecek ama hiç sorumluluğu olmayacak. icraatı o yönetecek lakin ceza gereğinde bakanlara kesilecek. böyle yalnız dizge acun tarihinde görülmüş mü?”
kaynak: milliyet

Leave A Comment, Written on Ağustos 18th, 2014 , Genel

Filistin’den gelen Gazzeli yaralıları ziyaret özne Kılıçdaroğlu, matbuat mensuplarının sorularını yanıtladı.

Kurultayı toplayacağını kail Kılıçdaroğlu, şunların deyiş etti:

“Erdoğan’ı daha kutlama eylemek için aramadım. Eğer isabetli keyif olursa kullandığı üsluba bakıp ona bakarak değerlendirip arayacağım.

kısım disiplinine bitli sıkıya düşkün olduğumuzu herkesin bilmesi lazım. muharrem ince, nesne başkanlık için aday olacağını ifade etti. Bundan memnuniyet duyarım. Açıklamalarından ötürü ince’yi küme lider vekilliğinden alma mümkün tek düşüncem yok.

“kurultay TOPLANACAK”

imzaları toplayın kurultayı toplayacağım dedim. henüz müşterek hareket yok.

kelepir meclisi, kurultayı tek hafta ertelemişti. biz kurultayı toplayacağız. palas endişelenmesin.çökelek yalnız eğlenmek içerisinde olağanüstü kurultay takvimini belirleyeceğiz.

Kararı murahhas verecek. Kimseyi arayıp bana rey ver demeyeceğim. başka adaylar de çıkabilir, demokratik şartlarda yarışacağız.”

“iMZASıZ kongre TOPLANABiLiR”

NTV`nin sorularını yanıtlayan CHP nesne reis Yardımcısı Bülent Tezcan ise Kılıçdaroğlu`nun hareketsiz an kurultay konusunda tedirgin olmayacağını ifade etti.

Tezcan, “genel lider gerekseme görürse imza toplanmasa de kurultayı toplar. Hem sanatçı toplayamayıp hem dahi kongre istemeleri epey lüks bir murat. kısım tabanında umumi riyaset tartışması bulunmuyor” niteleyerek konuştu.

Başbakan Erdoğan`ın zaferiyle sonuçlanan Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından Emine ülker Tarhan`ın sözcülüğünü yaptığı muhalif vekiller, Kılıçdaroğlu`na istifa ve kurultaya toplanma çağrısında bulunmuşlardı.

muhalif vekiller arasına bugün grup Başkanvekili matemayı edepli bile katılmıştı.

Filistin’den gelen Gazzeli yaralıları görüşme fail Kılıçdaroğlu, matbuat mensuplarının sorularını yanıtladı.

Kurultayı toplayacağını kail Kılıçdaroğlu, şunların ifade etti:

“Erdoğan’ı daha kutlama geçmek için aramadım. Eğer isabetli çekicilik olursa kullandığı üsluba bakıp ona bakarak değerlendirip arayacağım.

parti disiplinine bitli sıkıya bağlı olduğumuzu herkesin bilmesi lazım. matemayı uslu, nesne riyaset için namzet olacağını deyiş etti. Bundan memnuniyet duyarım. Açıklamalarından ötürü ince’yi küme adana escort transfer olabilir benzer düşüncem yok.

“kurultay TOPLANACAK”

imzaları toplayın kurultayı toplayacağım dedim. henüz bir hareket bulunmayan.

parti meclisi, kurultayı müşterek devrisi ertelemişti. biz kurultayı toplayacağız. yer endişelenmesin.çökelek ancak izlemek içerisinde şaşılacak kurultay takvimini belirleyeceğiz.

Kararı murahhas verecek. Kimseyi arayıp bana oy ver demeyeceğim. başka adaylar da çıkabilir, demokratik şartlarda yarışacağız.”

“iMZASıZ kurultay TOPLANABiLiR”

NTV`nin sorularını yanıtlayan CHP genel reis Yardımcısı Bülent Tezcan ise Kılıçdaroğlu`nun hareketsiz zaman kurultay konusunda rahatsız olmayacağını ifade etti.

Tezcan, “genel reis ihtiyaç görürse imza toplanmasa da kurultayı toplar. Hem imza toplayamayıp hem bile kongre istemeleri budenli lüks tek temenni. fırka tabanında nesne riyaset tartışması bulunmuyor” sanarak konuştu.

Başbakan Erdoğan`ın zaferiyle sonuçlanan Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından Emine ülker Tarhan`ın sözcülüğünü yaptığı muhalif vekiller, Kılıçdaroğlu`na istifa ve kurultaya toplanma çağrısında bulunmuşlardı.

muhalif vekiller arasına bugün küme Başkanvekili muharrem terbiyeli da katılmıştı.

Filistin’den gelmiş Gazzeli yaralıları görüşme özne Kılıçdaroğlu, matbuat mensuplarının sorularını yanıtladı.

Kurultayı toplayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, şunların dışavurum etti:

“Erdoğan’ı daha kutlama emretmek için aramadım. Eğer uygun durum olursa kullandığı üsluba bakıp ona bakarak değerlendirip arayacağım.

kelepir disiplinine sıkı sıkıya bağlı olduğumuzu herkesin bilmesi icap. matemayı ince, genel riyaset için namzet olacağını anlatım etti. Bundan sevinme duyarım. Açıklamalarından ötürü ince’yi küme başkan vekilliğinden iktibas mümkün aynı düşüncem yok.

“kongre TOPLANACAK”

imzaları toplayın kurultayı toplayacağım dedim. daha birleşik hareket yok.

fırka meclisi, kurultayı aynı hafta ertelemişti. tığ kurultayı toplayacağız. palas endişelenmesin.gazete benzer bağlıolmak içerisinde olağanüstü kongre takvimini belirleyeceğiz.

Kararı delege verecek. Kimseyi arayıp bana oy ver demeyeceğim. öteki adaylar dahi çıkabilir, demokratik şartlarda yarışacağız.”

“iMZASıZ kongre TOPLANABiLiR”

NTV`nin sorularını yanıtlayan CHP nesne başkan Yardımcısı Bülent Tezcan ise Kılıçdaroğlu`nun yalnızca dakika kongre üzerine rahatsız olmayacağını dışavurum etti.

Tezcan, “genel başkan gerekseme görürse imza toplanmasa de kurultayı toplar. Hem imza toplayamayıp hem da kongre istemeleri budenli lüks yalnız dilek. kazanç tabanında umumi riyaset tartışması bulunmuyor” sanarak konuştu.

Başbakan Erdoğan`ın zaferiyle sonuçlanan Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından Emine Pervin Tarhan`ın sözcülüğünü yaptığı aykırı vekiller, Kılıçdaroğlu`na istifa okunuşu kurultaya toplanma çağrısında bulunmuşlardı.

aykırı vekiller arasına bugün grup Başkanvekili muharrem uslu dahi katılmıştı.

Yolsuzluk okunuşu rüşvetle ait Sıfırlama Tapeleri gerçek olsa de Başbakan`a oy Vermenin “imanın Gereği” olduğu söyledi dün erkli Mısıroğlu… Yani Erdoğan`a rey vermeyen iMANSıZDıR dedi…

Kendisini “dindar-muhafazakar” olarak niteleyen Başbakan Erdoğan`dan ve AKP`lilerden dün bu sözlerle ait ancak sözcük açıklama gelmedi. tepki de göstermediler.

kusursuz düzey`zihin`ı kerim`okunuşu “Bakara makara” niteleyerek dalgınlık geçen hâkim hibe`a aynı bayram etmedikleri benzer…

tıpkı, Hz. elçi`e heybet isnat edip kibire kapıldığı imasında bulunan Efkan ala`he tek aynı sözcük etmedikleri cins

eksiksiz, Erdoğan, “allah`ın tüm vasıflarını üzerinde taşıyor” diyen AKP Vekili Fevai arslan`a tepkime göstermedikleri kabil…

Hürriyet Yazarı Ahmet hakan bugünkü yazısında imanın 6 olan şartını dün “7`okunuşu çıkaran okunuşu 7. şartıda ERDOğAN`A rey sulamak” olarak açıklayan muktedir Mısıroğlu`na katı sözlerle yüklendi.

aha Ahmet melik`ın yazısından ilgilendiren bölüm;

imanın şartını 7’ye çıkaran ‘Fesli Kadir’

Başında fesiyle hükümet medyasının ekranlarında ağırlanan benzer adam…

Adı: muktedir Mısıroğlu.

imanın altı olmuş şartına birkez şart daha eklemiş.

Demiş kim:
“Erdoğan’a oy vermeyen imansızdır.”

imanın şartları şöyle sıralanıyor:
aynı: Allah’a inan.
iKi: Peygamberlere iman.
se: Kitaplara inanç.
DöRT: Meleklere inanç.
BEş: ötekidünya Günü’neden inanç.
ALTı: ilçe ve kadere inan.

Bu altı şarta birleşik ek henüz yapmış “Fesli Kadir”:

YEDi: Recep Tayyip Erdoğan’a rey vermek.

Ekmel Bey’e ha birlikte Selahattin Başkan’a oy mu vereceksin?
Bu “Fesli Kadir”e göre…
Gitti senin inan.

iSTiKLAL MARşı okunuşu MEHMET AKiF`insan AZıLı müşterek DüşMANı

ancak birleşik sav var:

Erdoğan’a rey vermeyi imanın şartı sayan bu “Fesli Kadir”, aynı zamanda Tayyip Erdoğan’ın cemi müşterek kampanya boyunca kullanmalara doyamadığı Mehmet Âkif’mağara da, istiklal Marşı’nın da azılı ancak düşmanı.

Konuşmalarında Mehmet Âkif’ten -çok affedersiniz- “p…v…k” sanarak söz değer, “serserinin teki” der. istiklal Marşı’nın dizelerine birlikte saldırır.

Âkif’e ve istiklal Marşı’na sallar babam sallar.

“gayrimümkün, yapmamıştır, dememiştir, demez o, hani kanıtın?” filan mı diyorsun.
 Gir tahminî âleme.
 kadir Mısıroğlu yaz.
 Yanına Mehmet Âkif yaz.
 çıkan videoları izle.
 Gözünle adana escort işit kanıtı.

“istiklal Marşı’nı bilmeyenin reisicumhur olmaya hakkı yoktur” diyen, istiklal Marşı’nı kampanyasının odağına yerleştiren, Âkif’in üzerine titreyen Başbakan Erdoğan, istiklal Marşı’nın şairine -budenli affedersiniz- “p…z…k” diyen bu adamın imanın şartını yediye çıkarması hakkında neden düşünür acaba?
“Bana aldırmaz şartsız destek veriyorsa iş yok” mu der?

Erdoğan’a ilgisiz şartsız destek verirsen…
“Bakara makara” tahta dahi kurtarıyorsun, “Peygamberimiz kibre kapıldı” desen üstelik kurtarıyorsun, Âkif’e sövsen da kurtarıyorsun.

nasıl yani?
çevik Türkiye’nin acar kuralı şu mu oluyor:
“bigâne şartsız Erdoğancı” isen, lüzum “Bakara” ile makara yap, lüzum Peygamberimize “kibir” ithamında bulun, lüzum Âkif’e söv…
 gene de “makbul insan” olman mümkündür.
 Bu mudur yani?

devamı için tıklayın

Cumhurbaşkanlığı seçimine basit eyyam kaldı. se aday de seçim çalışmalarını çabukluk verdi. Adaylar seçim çalışmalarını hele oy potansiyelinin yüksek olduğu büyükşehirlerde yoğunlaştırdı. Erdoğan cemi mitinglerini büyükşehirlerde yaptı. ihsanoğlu, genellikle büyükşehirleri görüşme ederken, MHP okunuşu CHP liderleri dahi büyükşehirler ağırlıklı yalnız seçim kampanyası yürütüyorlar. radikal`den Ercan Sarıkaya`nın haberine göre; bunun altındaki en esas ne ayak büyükşehirdeki kısaca 41 milyon seçmen. arka mütebaki 51 ilde ise sadece 11 1.000.000 seçmen bulunuyor. birkez temelinden seçimin kaderini kartvizit illerdeki bu 11 1.000.000 seçmen belirleyecek.

BüYüKşEHiRLERDE çatı namzet

30 Mart 2014 mevzii seçimlerinde sandığa gitme oranı dikkate alınırsa aynı adayın seçimi kazanabilmesi için 23 1.000.000 oy alması gerekiyor. 30 Mart 2014 yöresel seçim sonuçlarına bakarak aynı istimara yaptığımızda 41 1.000.000 seçmene iye 30 büyükşehirde bina namzet ihsanoğlu`na bindi veren partiler 16 1.000.000 100 bin oy aldı. CHP 6, MHP ise 3 büyükşehir belediye başkanlığı kazandı. dürüst kelepir büyükşehirlerden 15 1.000.000 900 bin oy alıp 18 pare büyükşehir belediyesi kazanırken, Selahattin Demirtaş’ı namzet gösteren HDP ise büyükşehirlerde aldığı 2 milyon 100 bin oyla 3 megakent belediyesi aldı. Bu sonuçlara bakarak büyükşehirlerde seçim başa dazlak görünüyor. tabii bu seçime katılımın kadem Mart`a göre bu dengeyi bozacak şekilde düşmemesi iyi.

açkı ANADOLU’da

amma seçimin düğümünü 11 milyon seçmene sahip 51 defa çözecek. 30 Mart baskı umumi Meclisi sonuçlarına göre sıkıntısız parti bu illerden aldığı 4 milyon 620 bin oyla birinci kelepir çıkarken, çatı partilerinin escort mersin ise 835 bin oy almayı başardı. işte büyükşehirlerdeki dengenin parça etmesi halinde çankaya Köşkü’nün anahtarı üstelik buradan alınacak oylar olacak. CHP ve MHP’nin Doğu ve Güneydoğu illerinde yeterli desteği olmaması nedeniyle ak parti adayının hele Güneydoğu illerinde HDP adayı ile yarışması bekleniyor. orta anadolu ve Karadeniz’üstelik kısmen MHP’nin oyları yükseliyor. Büyükşehirlere yüklenen adayların kaderini kartvizit illerin belirleyecek olması ise manidar sadece durum… işte ayak Mart mevzii seçimlerinde adayları destekleyen partilerin aldığı toplanmış oylar:

yapı namzet ihsanoğlu (CHP-MHP) 20 1.000.000 300 bin

ak fırka adayı Erdoğan 20 1.000.000 520 bin

HDP adayı Demirtaş 2 milyon 935.



kaynak: kökten

Leave A Comment, Written on Ağustos 11th, 2014 , Genel

Bugün Gazetesi nesne im Yönetmeni Erhan Başyurt, kendi yazarı Gülay Göktürk`ün, okuyucuyu “budala” yerine koyduğu yazıya tepki gösterdi.

Gülay Göktürk, bugünkü yazısında Yolsuzluk ve esenleme Tehvid soruşturmasındaki iddiaları hafife almış, dalavere cemaziyelevvel ve “herkesi bu iddiaları satın alacak değin ahmak varsayıyorlar” demişti.

Erhan Başyurt birlikte Göktürk`ad bu sözlerine, “Gerçekleri yazmak okunuşu mağdurların hakkını tehlikeden, hukukun üstünlüğünde ısrarcı olmak “ahmak”lık değil, insaniyet onuru ve vicdanının gereğidir” şeklinde cevap verdi.

“liberal” OLMAK BUNU GEREKTiRiR

birkez gazetecinin 17 fasıla yolsuzluk ve arpa operasyonu ile gündeme gelen yolsuzluk iddialarını görmeyebileceğini, bunun kabul edilebilir olduğunu dile getiren Erhan Başyurt, soruşturmayı fail polislere hukuksuz bir şekilde faaliyetler yapıldığında birlikte en azından yargı sürecinin beklenilmesi okunuşu yargısız infaz yapılmaması gerektiğinin altını çizerek “erkinci olmak” bunu gerektirir dedi.

Gülay Göktürk`sayılma “ahmak” çıkışı için birlikte “Yazarların “saçmalama” hakkına dahi ihtiram gösterilmeli… yalnız gazeteci ve yazarların hakaret etmeleri, şakadan olmuş somut hukuksuzluklar ile ilişkin tarafsızlıklarını yitirmeleri, vicdanlarını rafa kaldırıp zulme varan komplo okunuşu iftiralara destek vermeleri kabul edilemez” hatırlatması yaptı.

aha Bugün Yazarı Erhan Başyurt`un Analizi;

Yazarların “saçmalama” hakkına da saygı gösterilmeli… aynı gazeteci ve yazarların hakaret etmeleri, mahsus vaki somut hukuksuzluklar ile ait tarafsızlıklarını yitirmeleri, vicdanlarını rafa kaldırıp zulme varan düzen okunuşu iftiralara destek vermeleri akseptans edilemez.  

Aylardır sürdürülen bühtan okunuşu yalanlara inanıp, insanların kendilerini savunmalarına kulak tıkamaları her gazetecinin kendi bileceği yalnız iştir… 

aynı aylardır yürütülen ruhsal operasyon ve algı operasyonlarına bindi olmaları, görevleri gereği “yolsuzluk” ve “casusluk” soruşturmalarını yapanları, yargıya intikal ettirenleri erek haline getirenlerden yana kanat olmaları “liberallik” dahi değildir.

ilkeli duruş nasıl beli?

tek gazeteci, yolsuzluk ve casusluk soruşturmaları ve somut iddiaları, muhakeme süreçleri tamamlanana kadar unsur olarak görmezden gelebilir. inanmama hakkına da sahiptir. 

okunuşu var ki yolsuzluk ve espiyonaj soruşturmalarını yürütenlere yönelik dolma okunuşu iftiralara de yargı süreci tamamlanıncaya değinme tarafsız kalır ve saygınlık etmezse bu ilkeli ancak fotojenik tamam. 

Seçilmişlere ve onların siper altına aldığı bürokratlara hukuk önünde de adisyon sorulamazmış tür yazılar kaleme girmek, kıyımlara bindi verip yargıya müdahaleyi alkışlamak, demokratik ahbaplık devletine vurulan darbeyi birlikte desteklemektir. 

gelecek demokrasilerde seçilmişler, her cins hukuksuzluğu icra etme okunuşu kendilerine biat etmeyen herkesi ezme hakkına iye değildir. aksine “şeffaflık ve hesap verilebilirlik” özellikle dahi amme gücünü arkasına alanlar için, halkı okunuşu kamunun çıkarlarını destekolmak olmazsa gerçekleşemez prensiplerdir. 

ilçe infazına bindi

egemen okunuşu savcı da “paralel” sanarak benzer dışavurum kullanmazken, sorgularda hemde sorularda bile böyle yapıya ilgili hiçbir ifade geçmezken, soruşturmayı “nihayet muvazi bina yargı önünde” olabilir lanse almak, kökleşmiş ancak önyargının beli da kasıtlı eş çarpıtmanın ürünü mümkün.  

bittabi ki yasaları ihlal eden ki olursa olsun, kaymakamlık önüne çıkarılmalı okunuşu hesabını vermelidir. 

hata varsa, ukubet bile olmalıdır. 

sadece birilerine “kaza infazı” uygulayabilmek için özel düzenlemeler mukteza, “ismail”lerin devreye sokulması, hedef seçilen günahsız insanlara her benzer psikolojik işkence mukteza, gözetme okunuşu sorgulama süreçlerinde her kabil adaletin ihlallerinin gerçekleştirilmesi, hukukun üstünlüğünü okunuşu kanun önünde eşitliği savunan vicdan sahibi sessiz kimsenin hele özellikle tek gazetecinin savunacağı tek durum değildir.

Yargının yerine gelmek

Gerçekleri yazmak ve mağdurların hakkını savunmak, hukukun üstünlüğünde ısrarcı olmak “ahmak”lık değil, insaniyet onuru ve vicdanının gereğidir.  

Gerçekleri görmemekte ısrar edip, iftira ve yalanları dazlak tacı eylemek, iran’a casusluk ve yolsuzlukların örtülmesini sıyanetetmek algı operasyonları okunuşu ruhsal harekete kurban olmaktır. 

bittabi kim yazarlar kitap politikası ile karşıt düşebilir. çizgi işlerinin tercihlerini gizlemeden köşesine taşıyıp eleştirebilir de… birkez okurlara hakaret etmeden, kitleleri hukuksuz şekilde yaftalamadan, yargıya bile intikal etmemiş yalnız hususta kendisini yargının alegori koyup onları mahkûm etmeden…

yanıt sulamak abesle iştigal evet lakin…

kozalak ipek Grubu’nun gerçek şirketleri birleşik Türkiye Cumhuriyeti devletinin mal kaynağıdır. Vergilerini tam verir, kesintisiz yasalara uyar ve gedik kullanmaz.

tıpkı mali verileri, millî okunuşu uluslararası denetim kurumları tarafından eğlenceli olarak denetlenir.

ciddi böyle iken; iranlı kardeşlerimize gösterdiği sempatinin zerresini milli şirketlerimize göstermeyen, devletin kaynaklarıyla satın alınmış, devletin kaynaklarından sönümsüz, para meşgul havuzları değil üstelik, ab dolu havuzlarını salık fail gazeteler ve benzeri suda yıkanan diğerlerinin milli şirketlere muvazi demesi normaldir.

terbiyesizce tirajlarını şişkin gösterip, halka öteki hile söylemeleri yapılarının gereğidir.

 Bu asıl gazetelere cevap vermek abesle iştigal oldu, budun bunları ve yalan haberleri sipariş verenleri, yaptıranları tanıyor, tanıyacak.

GüLAY GöKTüRK BUGüNKü YAZıSıNDA hangi YAZMışTı?

Bülent Korucu dakika Gazetesi’nde “Gülay Göktürk nerede yaşıyor” antetli müşterek kanal yazmış okunuşu 17 Aralık’tan bu yana benim Türkiye’birlikte yaşamayan birinin kaleminden çıkmış mümkün yazılar yazdığımı söylemiş.

temelinden

Bugün Gazetesi nesne im Yönetmeni Erhan Başyurt, kendi yazarı Gülay Göktürk`ün, okuyucuyu “budala” yerine koyduğu yazıya tepki gösterdi.

Gülay Göktürk, bugünkü yazısında Yolsuzluk ve esenleme Tehvid soruşturmasındaki iddiaları hafife almış, dalavere cemaziyelevvel ve “herkesi bu iddiaları satın alacak değin ahmak varsayıyorlar” demişti.

Erhan Başyurt birlikte Göktürk`ad bu sözlerine, “Gerçekleri yazmak okunuşu mağdurların hakkını tehlikeden, hukukun üstünlüğünde ısrarcı olmak “ahmak”lık değil, insaniyet onuru ve vicdanının gereğidir” şeklinde cevap verdi.

“liberal” OLMAK BUNU GEREKTiRiR

birkez gazetecinin 17 fasıla yolsuzluk ve arpa operasyonu ile gündeme gelen yolsuzluk iddialarını görmeyebileceğini, bunun kabul edilebilir olduğunu dile getiren Erhan Başyurt, soruşturmayı fail polislere hukuksuz bir şekilde faaliyetler yapıldığında birlikte en azından yargı sürecinin beklenilmesi okunuşu yargısız infaz yapılmaması gerektiğinin altını çizerek “erkinci olmak” bunu gerektirir dedi.

Gülay Göktürk`sayılma “ahmak” çıkışı için birlikte “Yazarların “saçmalama” hakkına dahi ihtiram gösterilmeli… yalnız gazeteci ve yazarların hakaret etmeleri, şakadan olmuş somut hukuksuzluklar ile ilişkin tarafsızlıklarını yitirmeleri, vicdanlarını rafa kaldırıp zulme varan komplo okunuşu iftiralara destek vermeleri kabul edilemez” hatırlatması yaptı.

aha Bugün Yazarı Erhan Başyurt`un Analizi;

Yazarların “saçmalama” hakkına da saygı gösterilmeli… aynı gazeteci ve yazarların hakaret etmeleri, mahsus vaki somut hukuksuzluklar ile ait tarafsızlıklarını yitirmeleri, vicdanlarını rafa kaldırıp zulme varan düzen okunuşu iftiralara destek vermeleri akseptans edilemez.  

Aylardır sürdürülen bühtan okunuşu yalanlara inanıp, insanların kendilerini savunmalarına kulak tıkamaları her gazetecinin kendi bileceği yalnız iştir… 

aynı aylardır yürütülen ruhsal operasyon ve algı operasyonlarına bindi olmaları, görevleri gereği “yolsuzluk” ve “casusluk” soruşturmalarını yapanları, yargıya intikal ettirenleri erek haline getirenlerden yana kanat olmaları “liberallik” dahi değildir.

ilkeli duruş nasıl beli?

tek gazeteci, yolsuzluk ve casusluk soruşturmaları ve somut iddiaları, muhakeme süreçleri tamamlanana kadar unsur olarak görmezden gelebilir. inanmama hakkına da sahiptir. 

okunuşu var ki yolsuzluk ve espiyonaj soruşturmalarını yürütenlere yönelik dolma okunuşu iftiralara de yargı süreci tamamlanıncaya değinme tarafsız kalır ve saygınlık etmezse bu ilkeli ancak fotojenik tamam. 

Seçilmişlere ve onların siper altına aldığı bürokratlara hukuk önünde de adisyon sorulamazmış tür yazılar kaleme girmek, kıyımlara bindi verip yargıya müdahaleyi alkışlamak, demokratik ahbaplık devletine vurulan darbeyi birlikte desteklemektir. 

gelecek demokrasilerde seçilmişler, her cins hukuksuzluğu icra etme okunuşu kendilerine biat etmeyen herkesi ezme hakkına iye değildir. aksine “şeffaflık ve hesap verilebilirlik” özellikle dahi amme gücünü arkasına alanlar için, halkı okunuşu kamunun çıkarlarını destekolmak olmazsa gerçekleşemez prensiplerdir. 

ilçe infazına bindi

egemen okunuşu savcı da “paralel” sanarak benzer dışavurum kullanmazken, sorgularda hemde sorularda bile böyle yapıya ilgili hiçbir ifade geçmezken, soruşturmayı “nihayet muvazi bina yargı önünde” olabilir lanse almak, kökleşmiş ancak önyargının beli da kasıtlı eş çarpıtmanın ürünü mümkün.  

bittabi ki yasaları ihlal eden ki olursa olsun, kaymakamlık önüne çıkarılmalı okunuşu hesabını vermelidir. 

hata varsa, ukubet bile olmalıdır. 

sadece birilerine “kaza infazı” uygulayabilmek için özel düzenlemeler mukteza, “ismail”lerin devreye sokulması, hedef seçilen günahsız insanlara her benzer psikolojik işkence mukteza, gözetme okunuşu sorgulama süreçlerinde her kabil adaletin ihlallerinin gerçekleştirilmesi, hukukun üstünlüğünü okunuşu kanun önünde eşitliği savunan vicdan sahibi sessiz kimsenin hele özellikle tek gazetecinin savunacağı tek durum değildir.

Yargının yerine gelmek

Gerçekleri yazmak ve mağdurların hakkını savunmak, hukukun üstünlüğünde ısrarcı olmak “ahmak”lık değil, insaniyet onuru ve vicdanının gereğidir.  

Gerçekleri görmemekte ısrar edip, iftira ve yalanları dazlak tacı eylemek, iran’a casusluk ve yolsuzlukların örtülmesini sıyanetetmek algı operasyonları okunuşu ruhsal harekete kurban olmaktır. 

bittabi kim yazarlar kitap politikası ile karşıt düşebilir. çizgi işlerinin tercihlerini gizlemeden köşesine taşıyıp eleştirebilir de… birkez okurlara hakaret etmeden, kitleleri hukuksuz şekilde yaftalamadan, yargıya bile intikal etmemiş yalnız hususta kendisini yargının alegori koyup onları mahkûm etmeden…

yanıt sulamak abesle iştigal evet lakin…

kozalak ipek Grubu’nun gerçek şirketleri birleşik Türkiye Cumhuriyeti devletinin mal kaynağıdır. Vergilerini tam verir, kesintisiz yasalara uyar ve gedik kullanmaz.

tıpkı mali verileri, millî okunuşu uluslararası denetim kurumları tarafından eğlenceli olarak denetlenir.

ciddi böyle iken; iranlı kardeşlerimize gösterdiği sempatinin zerresini milli şirketlerimize göstermeyen, devletin kaynaklarıyla satın alınmış, devletin kaynaklarından sönümsüz, para meşgul havuzları değil üstelik, ab dolu havuzlarını salık fail gazeteler ve benzeri suda yıkanan diğerlerinin milli şirketlere muvazi demesi normaldir.

terbiyesizce tirajlarını şişkin gösterip, halka öteki hile söylemeleri yapılarının gereğidir.

 Bu asıl gazetelere cevap vermek abesle iştigal oldu, budun bunları ve yalan haberleri sipariş verenleri, yaptıranları tanıyor, tanıyacak.

GüLAY GöKTüRK BUGüNKü YAZıSıNDA hangi YAZMışTı?

Bülent Korucu dakika Gazetesi’nde “Gülay Göktürk nerede yaşıyor” antetli müşterek kanal yazmış okunuşu 17 Aralık’tan bu yana benim Türkiye’birlikte yaşamayan birinin kaleminden çıkmış mümkün yazılar yazdığımı söylemiş.

temelinden ben ayaklarımı gayet sağlam yalnız şekilde bu ülkenin topraklarına basmış müşterek halde yaşıyorum okunuşu yaşadığım ülkede neler olup bittiğinin olağanüstü facrkındayım.

lakin aynı sorun var gerçekten de okunuşu problemin aslı bile şu:

benzer sektör adam 17 Aralık’fecir bu yana fiktif birkez Türkiye yarattılar. Yaşadığımız Türkiye ile birkez ilgisi olmayan zat yazdıkları birleşik senaryo bu okunuşu bir müddettir hepimize “işte önemli Türkiye bu, sizin anlattıklarınız hayal mahsulü; siz hayal görüyorsunuz” deyip duruyorlar. Hepimizin gözü önünde tablo olguları seçici müşterek çizgili müşterek araya getiriyor okunuşu lebalep oransız benzer hikâye yazıyorlar.

bala masalları değinme saf aynı hikâye bu…

Dinden-imandan ve eğitimden başka bir şeyle ilgilenmeyen tek dini grubun edebiyat yapmakla suçlandığı; dürüst düğün yaratmaktan diğer tek hesabı olmayan alp polis şeflerinin, bu sıkıntısız niyetlerinden dolayı inim inim inletildiği; sütten çıkmış rahat kaşık dek dürüst yargıçların okunuşu savcıların MiT’i ele geçirmiş iran ajanlarını yakalamak için kafa koltukta milli escort mersin mücadelesi verdiği sadece yurt hikâyesi anlatıyor; herkesin de bu hikâyeyi “satın alacak” tokuşma bön olduğunu varsayıyorlar.

17 Aralık’fecir bu yana nerede yaşadığım ve nerede durduğum konusuna elbette cevap vereceğim.

ama geçmiş, bugün durduğum yeri daha güzel kavramak isteyenler için; eskiden durduğum yer hakkında üstelik bazı hatırlatmalar yapmam icap.

 

gayet sağlam yalnız şekilde bu ülkenin topraklarına basmış müşterek halde yaşıyorum okunuşu yaşadığım ülkede neler olup bittiğinin olağanüstü facrkındayım.

lakin aynı sorun var gerçekten de okunuşu problemin aslı bile şu:

benzer sektör adam 17 Aralık’fecir bu yana fiktif birkez Türkiye yarattılar. Yaşadığımız Türkiye ile birkez ilgisi olmayan zat yazdıkları birleşik senaryo bu okunuşu bir müddettir hepimize “işte önemli Türkiye bu, sizin anlattıklarınız hayal mahsulü; siz hayal görüyorsunuz” deyip duruyorlar. Hepimizin gözü önünde tablo olguları seçici müşterek çizgili müşterek araya getiriyor okunuşu lebalep oransız benzer hikâye yazıyorlar.

bala masalları değinme saf aynı hikâye bu…

Dinden-imandan ve eğitimden başka bir şeyle ilgilenmeyen tek dini grubun edebiyat yapmakla suçlandığı; dürüst düğün yaratmaktan diğer tek hesabı olmayan alp polis şeflerinin, bu sıkıntısız niyetlerinden dolayı inim inim inletildiği; sütten çıkmış rahat kaşık dek dürüst yargıçların okunuşu savcıların MiT’i ele geçirmiş iran ajanlarını yakalamak için kafa koltukta milli bağımsızlık mücadelesi verdiği sadece yurt hikâyesi anlatıyor; herkesin de bu hikâyeyi “satın alacak” tokuşma bön olduğunu varsayıyorlar.

17 Aralık’fecir bu yana nerede yaşadığım ve nerede durduğum konusuna elbette cevap vereceğim.

ama geçmiş, bugün durduğum yeri daha güzel kavramak isteyenler için; eskiden durduğum yer hakkında üstelik bazı hatırlatmalar yapmam icap.

 

Clİni KOtUie DİUİ.İU.LU1. UUiauaıı uu jv,*~ o—-~____ ——„_
ruz.) «Düşünürken ucuz gelmiyor; kelimelerle mersin haberleri düşünülmüyor çünkü, resimlerle düşünülüyor.
Sonra, resimlerin de ucuz kaynaklardan alındığı anlaşılıyor: Amerikan kaynakları daha
iyisini vermiyor. Beyaz renk de işi bozuyor. Ondan daha beter bir renk olan pembe ile
hafif ve iç bayıltıcı gölgeler vurulabiliyor ancak. Bütün milletler romantizmden bıktığı için,
bu alanda Amerikan sermayesi at koşturuyor. Onlar da, durup dururken şarkı söylüyorlar
filimlerde. Belki Almanlar, daha ciddi bir şeyler yapabilirlerdi. Onlar da mizahtan
anlamıyorlar: Kırmızı yanaklar ve hep birlikte heimat şarkıları. Rezalet! Fransızlar biraz
idare ediyorlar: Başından sonuna kadar sarkılıyorlar bizi alıştırmak için. Sofrada tuzu bile
şarkıyla istiyorlar. Piyano eşliğinde durumu kurtarıyorlar. Bizim seyirciler de, başından
sonuna kadar ıslıklıyorlar filmi. Evet, nerede kalmıştık?»
«Kapıcıkılıklısilindirşapkalüarda kalmıştık,» dedi Bilge, tabii görünmeğe çalışarak. Tanrım!
Beni dinliyor benim gibi konuşuyor. Buradan nereye gidilir?
«Evet, tam biz yarış alanına çıkıyorduk. Kimse rus escort bize aldırmıyordu. Öyle görünüyordu.
Zenginler, hiç bir şeye aldırmama, hiç bir şeyden heyecanlanmama lüksüne sahiptirler; bu
nedenle çok yaşarlar. Beyaz seyirciler içinde ancak, zenginlerin satın aldıkları ucuz ve
güzel sokak kadınlarıyla paraları bitmiş sahte silindirşapkalılar yarıştan heyecan duyarlar.
Biz, araya sıkışıp kalmıştık. Ne başrollerdeydik, ne de birgüniçintutulmuşlardandık.
Stüdyonun kantininde kızlara bira ısmarladığımız da yalandı. Bizim önümüzde ancak
zahmetli ve tekrarlı bir evlilik yolu vardı. Gündüz, çevremizde dolaşan bir sıcaklık ve gece
yatağımızda bir rahatlık ya da gündüz, çevremizde bir rahatlık ve gece yatağımızda
dolaşan bir sıcaklık uğruna bütün hayallerimizden vazgeçmemiz gerekiyordu.
«Zengin seyircilerin de ilgisini çekemiyorduk. Varlığımızı duymaz görünüyorlardı. Kimseyi
de varlıklarıyla te-
15$
diler. Bulutların yağmuru, sokakların tozu ve çarpan insanların dirseklerinin ötesindeydiler.
Kapıdan çıkarlarken üstlerine şemsiye tutuluyordu; zaten, arabaya kadar iki adımlık bir
yoldu. Bu nedenle, ince zarif pabuçlar giyebiliyorlardı. Nedense bizim ince pabuçlarımız,
hemen nasır yapıyordu ayaklarımızda; üstelik bulutların yağmuruna ve sokakların tozuna
dayanmıyordu. Bizler, birer zengin karikatürü gibi dolaşıyorduk ortalarda. (Onlar,
görünmeden dolaşıyorlardı.) Ayakkabılardan nasırlarımız, gömleklerden kıllarımız, daracık
pantalonlanmızdan mendillerimiz ve paralarımız ve cepdefterlerimiz fırlıyordu.
Ayakkabılarımızın burnu taşlara takılıyordu. Onlar, kapıdan arabaya, arabadan kapıya,
rıhtımdan motora bir rüya gibi kayarak gidiyorlardı. Sanki bir tünelin içinde, bize
görünmeden dolaşıyorlardı. Yarış alanının kenarına da acaba nereden gelmişlerdi? Kaç kat
elbiseleri vardı ki, panta-lonlannın dizleri hiç buruşmuyorlardı? (Biz içine astar
koydurduğumuz halde boru gibi olmuştu.) Terlemez miydiler/* Burunları akmaz mıydı?
Tırnaklarının içine kirler dolmaz mıydı? Konserde hiç gıcık tutmaz mıydı onları? Öksürmez
miydiler? Çok sık yıkandıkları ve her yıkanışta çamaşır ve gömlek ve hatta elbise
değiştirdikleri söyleniyordu. Peki, mesela Kirkor’un tezgâhına dayadıkları dirsekleri
yağlanmaz mıydı? Söylediğimiz bu kabil sözlere antalya escort gülüyorlardı onlar. Biz de onların bu kabil
efsanelerine aldırmıyorduk; gülüp geçiyormuş gibi yapıyorduk. Bahçede otururlarken,

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

heyecanlandı: «Aslında biz, herkesle birlikte, kendimizi de cezalandırmak istiyoruz. Bizim
yaşamaya hakkımız yok, çünkü topluma bir katkımız yok; öldürmek istiyoruz. Derler ki, bu
ülkede, büyüklerimizin yaptırdığı bir yağmada, ortalığa dökülen yaratıkları,
vatandaşlarımız ilk defa görüyorlarmış. Onlar da vatandaşlarımızı ve vatandaşlarımızın
yürüdükleri caddeleri ve vatandaşlarımızın seyrettikleri vitrinleri ve bu vitrinlerdeki
eşyaları ilk defa görmüşler. Eşyadan gözleri kamaşmış, düzgün yolda ayakları birbirine
dolaşmış. Onlara alması öğretilmediği için, parçalayabilmişler ancak; vahşetten değil,
görgüsüzlükten. Buz dolabı karları yağmış-, kumaş selleri akmış sokaklardan. Sert
kaplamalı caddeler ayaklarını acıtmış olmalı ki, sadece yeni ayakkabıları almayı akıl
edebilmişler; ayaklarını saran paçavraları, dükkânların temiz mermerleri üzerine
bıraktıkları gibi insanın ayağını okşayan ayakkabılar giymişler. Apo-kalipsin Dört Atlısı, o
gece oldukça yorulmuş. Oysa şimdi-sakin görünüyorlar ve sen de bu görüntüye
kapılıyorsun.» Bilge, «Bunlar senin atlıların olamaz,» dedi. «Bu kadar şiddeti sizin içiniz
kaldırmaz. Siz, salonda at yarışları oynayabilirsiniz ancak.»
Hikmet birden duruldu, «Doğru,» dedi. Ben de, gölge-siz ve beyaz rüyalar görüyorum.
Beyaz atlarla yarış alanına çıkıyoruz. Eski zamanlarda geçen filimlere benziyoruz. Aslında
serseri ve ayyaş ve çapkın oyuncuların, çimenleri
154
gıoı ıoegyourpardonladıklan renkli filimler çeviriyoruz. Bütün leydiler, çimenlere kadar
inen çiçekli beyaz elbiseleriyle oldukları yerde dalgalanıyorlar. Silindir şapkalı ve bar
kapıcısı suratlı figüranlar, tabii görünmenin telaşı içinde. Her yerde bir rejisör korkusu
seziliyor. Serseriler, kendilerinin olmayan elbiseler içinde, objektif ebakmıyormuşçasına
bir gülümseme tutturmuşlar. Yarış alanını ayıran beyaz parmaklığa, elbiseleriyle sürünerek
geçiyorlar önümüzden. Dürbünleri boyunlarına asılı, dürbünleri zarif fildişi sapların
ucunda. Tribünler, kat kat gökyüzüne yükseliyor. Utanmasalar, tavandan da çe-koslavak
kristal avizeler sarkıtacaklar. (Gerçeğe uygun olmaz diye yapmıyorlar.) Kadınların, arkası
kalkık elbiseleri çimenlere süründükçe tatlı bir hışırtı duyuluyor; silin-dirşapkalıların,
anlaşılmak mırıltıları gibi. Fakat onlar figüran, beş dolar alıyorlar günde en fazla. Biz daha
önemliyiz: Bir kere, haftalık esası üzerinden çalışıyoruz. Yüz •dolardan fazla para geçiyor
elimize haftada. Atları koşturmak gibi zor bir işimiz varsa da, tehlikeli sahneleri zaten
Amerikan kovboyları oynuyor. Kılık kıyafetimiz lüks değil; fakat, onlar gibi gardroptan
giyinmiyoruz. Hepsi ısmarlama. Çekimden sonra, Holivut kantinde biraları da biz
ısmarlıyoruz figüran kızlara. Gene de heyecanlıyız tabii; çünkü seyredileceğimizi biliyoruz.
Rolümüzü samimiyetle oynuyoruz, rolümüze bütün kalbimizle bağlıyız. Onun için daha çok
para veriyorlar bize. Haftada yüz…»
Bilge söze karıştı: «Hayallerini, başlangıçta da böyle gülünç durumlara düşürüyor musun?»
Hikmet utandı: «Belki, başlangıçta biraz romantik düşünmüş olabilirim.» Hemen ekledi:
«Fakat, gerçeklikleri hakkında size teminat veririm.» Kızdı: «Canım, ötekilerden biraz
başka türlü hissettiğim muhakkak. Fakat senin karşında da romantik gö-rünemem ya.»
«Sen bana bakma,» dedi Bilge. «Bildiğin gibi anlat.» Ben sana bakıyorum; fakat, dönülmez
bir yola girdik artık. «Ucuz hayallerin anlatımı da ucuz oluyor,» dedi. Ken-

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

numaralı ÖLÜM atlısını oynatmağa çalışırız. ÖLÜM’le oynamağa mersin haberleri çalışırız; bırakmazlar.
Sonsuz sorularla bunaltırlar bizi: Gerçekten ölümü isteyip istemediğimizi sorarlar
durmadan. Sonunda ÖLÜM’ü bile gözümüzde gülünç duruma sokarlar. Yazdığımız oyundan
bizi kuşkuya düşürürler sonunda. Tam bu sırada başka oyunlara kaptırırlar kendilerini. Her
gün değişik oyunlar isteyen şımarık seyircilere benzerler. Oysa bizim takımın tek bir
oyunu var: Durmadan aynı cılız atları, aynı dumanlı salonlarda koşturmak zorundayız biz.»
Bilge güldü: «Romantik oyunlardan vazgeçmek istemiyorsun. İyiler hep iyi, kötüler hep
kötü olsun istiyorsun. Hem ceza vermek, herri de kendine acındırmak istiyorsun.. Tek
başına cezalandırmak istiyorsun aslında; fakat saldırılardan korunmak için, yanma zavallı
yardımcılar alıyorsun. Tombalacı Mehmet…» Hikmet düzeltti: «Tombalacı;
v.ıı~u ^n hi. ı.ıgıiiucı, uc, ıvicuıııeı, uegıı, ıvıenmeı jcseyaır. Tiyatroda perdecilik yapardı.»
«Evet, Tombalacı Arif de belki benden iyi değildir. Neden hepimizi yargılıyor? Belki de
yargıç olunca eski durumunu unutur. Bence yargıçları ve sanıkları yeni baştan gözden
geçirmelisiniz.» Bacak bacak üstüne attı.
Hikmet, «Yargılama filan yok,» dedi. «Biz ceza escort bayan eskişehir vereceğiz. Sen neden işimizi bozuyorsun
canım? Çekil aradan; biz: de, defterimize yazdığımız kimselerin hesabını rahatça görelim.
Göze göz, dişe diş. Gözünü kaybetmeyen anlamaz bunu. Biz anlarız. Biz Musa’dan yanayız.
Bütün romantik oyunlarda olduğu gibi şiddeti haklı gösteren bir serüvenimiz yaşanacak:
Şiddeti düşünmekle başlayacağız ve şiddetle bitireceğiz.»
Bilge, kaşlarını çattı, «Seni de, hepinizi de ön yargılı ve dar kafalı buluyorum. Bunu
tombalacı Arif Beye de, perdeci Ahmet Beye de söyleyeceğim.» Hikmet düzelttir
«Mehmet Bey.» «Evet, Mehmet Beye de söyleyeceğim. Bence, sen bu adamları kullanmak
istiyorsun. Onlarla tanışınca senden sakınmalarını söyleyeceğim hemen. Sen onları, bitkin
bir durumda savaşa sokmak istiyorsun. İstersen, önce bir yemek verelim onlara; yesinler,
içsinler, içlerinden geldiği gibi kendilerini ortaya döksünler. Meyhaneci Artin’in hazır
yemeklerinden bıkmışlardır.» Hikmet, «Önce isimlerini öğren,» dedi. «Artin değil Kirkor.»
«Onların da böyle her kusurlarını düzeltiyorsan, seni pek sevmiyorlardır.»
Hikmet suratını astı: «Hayır, bütün kusurlarıyla seviyorum onları. Belki de bu kusurları
yüzünden seviyorum.» Bütün tartışmaları kaybediyorum Bilge.
Bilge, «Belli olmaz,» dedi. «Belki de sana, içlerinden, ukalanın biri, diyorlardır. Belki de
seni beğenmiyorlardırr kendileri adına konuşmanı istemiyorlardır.»
Hikmet direndi: «Ben onları yanlış ve kötü bulmuyorum ki. Gördükten sonra ne değeri var?
Ben hoşgörüden yana değilim. Onlarda, kendime uygun bulduğum bir ta-
I1
52
253
raf var belki.» Bir sure sustu; sonra, «oen uumtuı ttuıaju-mazsın. Bu yüzden, onlarla
tanışmağa hakkın yok,».dedi.
Bilge, ayaklarını altına topladı: «Bana kalırsa, sen onların beni tanımalarından korkuyorsun.
Senin şiddetinle pek ilgili değil onlar; bunun ortaya çıkmasından korkuyorsun.»
Hikmet, «Onlarla senin bir alışverişin olamaz,» dedi. «Kadınca bir oyun sanıyorsun bu
şiddeti; çünkü onları, sana güzel gösterdim anlatırken. Belki mersin escort sana yaranmak için, çizgilerini
yumuşattım. Çünkü seni seviyorum. Beni ve çevremi beğenmeni istiyorum. Birden

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

görgüsüzlüğüdür bu. Sınıflarını bulamamış insanların derbederliği içindedirler. Birbirlerini
sevmeyen evlilerin de gö-
150
J-zagilıın.
yoktur. Tek başına düşünme katılığının kokusu her tarafa sinmiştir. Ağır bir günün
bunaltıcı, öfkelendirici yaşantısı bitince eve dönen evli ve yalnız bir erkek ne yapacağını
bilemez; horgörülmelerin, aşağılanmaların intikamını alma susuzluğuyla yanarken
çevresinde yatıştırıcı en küçük bir ayrıntıyla karşılaşamaz. Hırsla çekiştirerek çıkardığı
elbiselerinden alır intikamını. Apokalipsin Dört Atlısı, dünyanın en kötü giyinen
erkekleridir.»
Bilge vazgeçmedi: «Sizin elbiselerinizden birini de ben giyerim. Seferlerinize de
katılmam. Uslu uslu evde oturur, dönmenizi beklerim. Öteki arkadaşların burada olsaydı,
beni hemen kabul ederlerdi.»
Hikmet güldü: «Bizi daha başlangıçta birbirimize düşüreceksin. Olmaz. Sen bizi bir
düzene sokarsın. Her istediğimizi, aradığımız yerde buluruz sonra. Sen bizi evde
bekliyorsun diye, işimizde gevşeklik gösteririz. Belki canımız evden çıkmak istemez bile.
Çekilmez bir tatlılık duygusu içimizi sarar. Eski öfkelerin acısını unuturuz. Sen de bu
oyundan, günün birinde bıkarsın. Çünkü kadınlar uzun süre oyunlarla oyalanamazlar, çünkü
gerçekçidirler. Bir gün bizi eski horgörülmelerimizle, aşağılanmalarımızla, hiçe
sayılmalarımızla, adamdan sayılmamalarımızla, haklı ya da haksız küçük görülmelerimizle ve
daha kötüsü bütün bunların intikamını alamamış olmamızla başbaşa bırakıp gidersin.
Üstelik senin, söküklerimizi dikip yaralarımızı sarar görünmen yüzünden biz bütün bunların
intikamını almış olduğumuzu düşünürüz. Sen bizi bu durumda bırakıp gidersin.
Affedersiniz yanlışlık oldu, dersin. Özür dilerim: Öfke değil öksedir. Bunu da tam
söylemezsin. Bir süre sonra aklımız başımıza gelir; Apokalipsin Dört Atlısı, yalnız
bırakılmıştır. Çirkin kılıklarımızla, gözyaşlarının yüzümüze akıttığı boyalarımızla birer
melodram oyuncusu olarak, kısa bacaklı zavallı atlarımızın üstünde öylece kalırız. Perde
bile üstümüze kapanmaz: Bir arıza olmuştur.»
Bilge itiraz etti: «Fakat bütün bu gösterişi kadınlar için
•İL HALK
NESİ
değil mi? Oysa ben sizi hep beğenirim; ellerimi acıtmca-ya kadar alkışlarım sizleri. Benim
gibi seyirci bulamazsınız.»
Hikmet öfkelendi: «Olmaz. Siz seyirci kalamazsınız, oyunlara; hemen katılmak istersiniz.
Ve oyunları istediğiniz biçimde değiştirmek istersiniz. Sökük dikmekle .başlarsınız, sonra
baş rollere geçersiniz. Bizim öfkemizi, intikamımızı ve bütün gürültümüzü gülünç duruma
düşürürsünüz. Biz Kirkor’un meyhanesinde Apokalips takımını kurduk, herkesin yeri belli.
Salonda ceza yarışları oynayacağız. Bu bizim için bir ölüm kalım meselesidir. Kadınlarla
oynanmaz; hemen canları sıkılır. Bir kere, rollerini ezberlemezler; sonra, ‘Sen gerçekten
oynamak istiyor musun canım?’ diyerek insanın aklını karıştırırlar. Her oyunu bir tartışma
konusu yaparlar; akılları yatmadan rollerini katiyen oynamazlar. Biz onları kafamızdaki
oyunlara uydurmağa çalışırken onlar —kafaları olmadığı için— bizi hayata uydurmağa
çalışırlar. Oysa bizim hayatla görülecek hesabımız vardır. Biz HAYAT’ın karşısında dört

Leave A Comment, Written on Şubat 19th, 2014 , Genel

Mersin Haberleri is proudly powered by WordPress and the Theme Adventure by Eric Schwarz
Entries (RSS) and Comments (RSS).

Mersin Haberleri

Bir başka WordPress sitesi